PİR SULTAN ABDAL’IN YALNIZLIĞI

Seyfi MOXÛNDÎ (MUXUNDİ)

Pir Sultan Abdal bir halk ozanı olarak gerek kendi döneminde gerek günümüzde ulu ozanların başında gelir . Her zaman  baş tacı yapılmıştır. Sadece Alevilerce değil aynı zamanda Anadolu’daki demokrat insanlar tarafında da sahiplenilmiş sahip çıkılmış bir kişiliktir. Ama Pir Sultan sadece koynunda sazı boynu bükük bir derviş değil. Pir Sultan Abdal’ın bir de SAVAŞÇI yönü vardır ki Pir Sultan’ın bu yönü hep buruk kalmış. Pir bu yönü ile aynı zamanda yalnız kalmıştır. Güvendiği toplum arkasındaki kitlenin önemli bir kesimi onu yalınız bırakmışlardır. Bu yalnızlık, bu savaş meydanında bırakıp kaçma, kaderine terk ediliş Pir Sultanın şiirlerine yansımış. “Dostlarının” sadakatinin ne kadar olduğunu Pir’in kendi şiirlerinden bakalım. Önce olay tarihindeki kişilerin tavırları sonra da şiirlerine yansıyanları ele alalım.

Ali Baba Pir Sultan Abdalın Musahibidir. Ocakzade değil, Bektaşi geleneğine bağlıdır. Pir Sultan ise “Pir Sultan Bektaşi değil bir Alevidir Ocazadedir.” (Pir sultan Abdal A. B.  Gölpınar/ P. N. Boratav s.31)  Yönü hep Doğuya dönüktür(a.g.e.) Musahipliğin burada özelliğini ele alacak değilim ancak. Şu kadarını söyleyeyim. Musahiplik uğruna baş koymaktır. Eğer Musahibin başı gidiyorsa sen de başını vermek, yanı başında yer almak zorundasın.

Bu konuda Şah Hatayi:

Musahip davasın kılan evvel başka bir hali gerek,

Ruhu hem ruha ulaşık, cesed dahi ölü gerek. (age. s.200)

 Oysa Ali Baba Hızır Paşanın zorla veya isteyerek gelen güruh arasında yer alarak. Taştan farksız gül atarak Pir’i yalnız bırakmıştır.

Dar günüm de dost düşmanım bel oldu.

On derdim var ise şimdi ell oldu.

Ecel fermanı boynuma yaktı.

Gerek asa gerek vuralar beni

 

Pir Sultan Abdalım can göğe ağmaz.

Haktan emr olunmazsa irahmet yağmaz

Şu elerin taşı hiç bana değmez

İlle dostun gülü yaralar beni. (age. s. 59) 

Dediği gibi saf değiştirmeye karşı:

Önüm sıra kırklar pirler çekildi,

Artık beyler bizi dilemesinler.(age. S 47)

Ayrıca Daha önceleri Musahip bellediği kişinin yar olmadığını öğrenmiş ki. Şah’ın yanına varınca:

Bülbül gerek gül dalına konmaya,

Şah İsmail gibi sema dönmeye.

Musahibin yok mu derdin yanmaya,

Neye geldin derler Urum sofusu. (age s. 48)

Ali Baba’ya tam güven duymayıp Eğer ! ile:

Ali Baba eğer söze uyarsa

Emir Huda’nındır Beyler kıyarsa

Ala gözlü yavrularım duyarsa

Alım çözüp karalar bağlamasınlar.(age s.46)

 

Alı çözüp kara bağlamak mücadeleden vazgeçmektir. Pir buna karşıdır. Diye sitemini ve yalnızlığını dile getirmiştir.

Sünni kesimlerde Hızır adı olmaz olanın da geçmişinde Alevilik veya Bektaşilik vardır.  Hatta Suudi Arabistan’da böyle bir adla karşılaşmayız. Yukarı orta Doğu ve Özellikle Anadoluda Alevilerde ve Bektaşilerde rastlarız.  Bu nedenle Hızır Paşa köken olarak Bektaşi’dir.

Hızır Paşa ikrarına durmadı.

Sıdı dinsiz imansız vefasını,

Bir Türkü paşa etsen vaktin kutbu,

Evvelce astırır öz babasını. (age. s.70)

 İstanbul da yetişip geldikten  sonra Devlete güven sağlamak ve yaranmak için (şiirde de belirttiği gibi)Pir’i asar. Can gözü açık bir pirin kendi itlerini tanıdığı halde Hızır Paşayı Hayda hayda tanır. Zaten Sünni biride gelip Destur istemez. Onun için Pir Sultanı Sünniler değil Bektaşiler asmıştır. Aynı Bektaşiler değimliydi ki Çaldıranda Alevilerin baş düşmanı Yavuzun yanında yer aldılar. 

Bugün  dahi bazı haksızlıklara karşı tepkili olan duyarlı insanlara karşı Alevi geçinen bazı kesim çirkin bazı tepkilerin arkasına sığınıp “Devlete karşı geliyorsunuz” sistemin yanında yer alıyor duyarlı insanları bir çırpıda yok etmeye kendilerini de Alevi merkezi görmüyorlar mı? Pir Sultan:

Pir Sultan Abdal’ım ey dede himmet,

Kendine cevretme aleme rahm et.

İstanbul Şehrinde ol sahip devlet,

Tac-ı devlet ile salınmalıdır.(age. s. 34 )

Diyerek bugünkülerden çok farklı bir mücadele sergilemiştir.

Pir Sultan’ın yalnızlığını anlatan şiirlerden kesitler vererek. Yorumu okuyuculara bırakalım.

Ayağına  çeker …. Çarığı,

Hiç gitmiyor ökçesinin yarığı.

Osmanlıda yiyecisi sırığı,

Tabanı dibine değer kaçtığı zaman (age. s.57)

 

Pir Sultanım niye geldin cihana,

Kusur senin imiş etme bahane.

Evvel kullar yalvardı Sultana,

Şimdi nimetçi ettin kula sultanı(age. s.58)

 

Pir Sultan Adal’ın mürüdleri azmışlar,kendilerine eza, cefa, ediyor diye Pir Sultanı Hızır Paşaya şikayet etmişler.Bunun üstüne  Pir Sultan Şu dermeyi söylemiş. (Pir sultan Abdal A. B.  Gölpınar/ P. N. Boratav s. 61)

…………………

Besbelli ki bu kusurlar hep bizde

Şimdi edepsizler gönülde gözde.

Edep haya yoktur gelinde kızda,

Şimdi haktan yana göçülmez oldu.

 

Pir Sultan Abdalım gözümün yaşı.

Ağlarım bulunmaz derdimin yaşı.

Çıktı elden çıktı mahlukun başı.

Kimseye gizli sır açılmaz oldu. (age. s.61)

………………….

Şahı sevmek suç mu bana ,

Kem bildirdi beni hana.

Can için yalvarmam sana

Şeyinşah bana darılır. (age. s.71)

………………………

Yorulan yorulsun ben yorulmazam.

Derviş makamında ben ayrılmazam.

Dünya kadısına ben sorulmazam,

Kalsın benim davam divana kalsın. (age. s.68)

…………………..

Bir arzuhal yazdım gül yüzlü şaha

Gelsin beni elde alsın ha nolur.

Beni yalvartmasın o padişaha.

Canıma yetişsin gelsin ha.nolur

 

Kollarıma zincir taktı muhanet,

Senden başkasına eylemem minet.

Arzuhalım güzelce pire ilet,

Perişan halimi görsün nolur. (age. s.81)

………………………

Pir Sultan Abdal’ım deftere yazar

Hilebaz yar ile olur mu pazar.

Pir merhem çalmazsa yaralar azar.

Seversen Ali’yi değme yarama. (age. s.98)

…………………………..

Abdal Pir Sultanım gönlüm hastadır.

Kimseye diyemem gönlüm yastadır.

Bilmem deli oldu bilmem ustadır.

Şöyle bir sevdaya saldı beni (age. s.150)

…………………………….

Bozuldu yolcular yollarda kaldı,

Ayin erkan gitti dillerde kaldı.

Bendelerin zayıf hallerde kaldı.

Beklerim yolların gel efendim gel. (age. s.274)

…………………….

Gidi gideceğim yolda kalmadı,

Güzel şah gelir dedim gelmedi.

Pirimizden bize himmet olmadı,

Erler himmet edin ben gidiyorum.

 

Urganım çekildi sığındım dara,

Üstüme döküldü ağ ile kara.

Muhbirim üstüme çıralar yara,

Erler himmet edin ben gidiyorum.

 

Pir Sultan Abdal’ım kolum büküldü,

Aktı gözüm yaşı yere döküldü.

Ahir urgan boğazıma takıldı.

Erler himmet edin ben gidiyorum, (age. s.283)

………………….

 

Pir Sultan Abdal’ım destim damanda

İsmim Koca Haydar nesli Yemen’de

Garip başa bir hal gelse zamanda

Orda her kişinin dostu bulunmaz. (age. s.32)

…………………….

Pir Sultan Abdal’ım gülmez oldu.

Kurudu çeşmim yaşı silmez oldu.

Geçecek yollarım bilinmez oldu.

Kesilmiş kervanım yollarda kaldım( Cahit Öztelli P. S. Abdal s.203)

………………………….

Pir Sultan Abdal’ım gündür ava

Çektiğim emekler hava

Nasihatim olsun sana

Sen hatırlar yıkma gönül. (age. s.275)

Bugün Hızır paşa gibi mevki sahibi olanlar bulundukları yeri kaybetmemek için tıpkı Hızır paşa gibi davranmakta geri kalmıyorlar.

Kendi özüne ihanet edenler, bu yazıyı okuduktan sonra şapkalarını önlerine koyup bir kere daha düşünürler. Ne gariptir ki önderler kendi yaşam dönemlerinde ihanete uğrayıp sonradan anlaşılır oluyorlar.  Daha düne kadar varma yezidin yanına diyenler, bugün onların eteğinin dibinde çıkmıyorlar. Cami ile cem evi aynıdır diyorlar. Pir Sultan Abdalın döneminin ihanetçileri olan bunlar kim midir? Onlar da, ben de, sen de, biz de hepimiz biliyoruz. Hiç boşuna saklanmayın.

 Seyfi MUXÛNDî

Ekleme Tarihi: 18.02.2008 / Gomanweb