DEĞİNMELER-DOKUNMALAR-3

Teman Dep

 1-  Kürd sorununa eskiden Şark Meselesi deniliyordu. Daha sonra sol kesim ve Kürd demokratları falan bu soruna Milli Mesele demeye başladılar. Zaten Kürd demek yasak idi.

     Şimdileri ise, devletin en tepesindekiler bile artık Kürd demeye ve Kürd sorunu demeye başladılar, hatta "Kürd Sorunu, benim  sorunumdur" demeye başladılar.

      Ancak genellikle bu soruna hala "Güneydoğu Sorunu "diyenler var. Pek çok şeyde olduğu gibi ille de bir çarpıtma veya eksik tanım yapma hastalığı var.

      Peki bu sorun  sadece Güneydoğu Sorunu ise; Ağrı'sı, Iğdır'ı, Van'ı, Hakkarı'si, Dersim'i, Muş'u  v.b acaba Güneydoğu mu oluyor? Yoksa coğrafi bölgelerdeki iller değişti de haberimiz mi yok? Yani sadece Güneydoğu Sorunu deyince, sorun küçülmüş mü olacak?

    Yukarıda değindiğim gibi "Kürd"demek yasaktı ve pek çok insan bu yüzden neler neler çekti. Şimdi en yetkililer ve etkililer bile bu kelimeyi kullanıyor. Kürdçe kanal açılıyor. İyi de, sırf bunun yüzünden insanların çektiği acılar n'olacak? Bir özür bile dileyen olmayacak mı?

     Çünkü özür dilemekle her şey haledilmiş oluyor ya!...

    Peki, suç olmaktan çıkmış şeyleri bu gün en yetkililer kullanıyorsa; bugün suç sayılan şeylerin yarın suç olmaktan çıkıp yine yetkililer tarafından normalmış gibi kullanılamayacağının garantisini kim verebilir?

     Dün suçmuş gibi görülen şeylerin veya bu gün suçmuş gibi görülen şeylerin, yarın suç olmaktan çıktıktan sonra, geçmişe baktığımızda çekilen binbir türlü  acıların, mahkemelerin ve güvenlik güçlerinin verdiği çabalar, cezaevlerinin veya devletin yaptığı milyarlarca çeşitli masraflar, o kadar enerjinin ve zamanın tüketilmesi, insanların devlete karşı duyduğu güvensizlik v.b boşu boşuna olmuş olmayacak mı?

      O zaman bu  kadar gereksiz ve anlamsız "suç" ne için? Bu kadar ,çaba, enerji, zaman, masraf, acı ne için?

    2- Uzun bir süre belirli çevreler "Kuzey Irak'a niçin girilmiyor?"  diye kamuoyunu uğraştırıp durdular. Sonunda girildi, bombalandı, kurşunlandı, milyarlarca masraf yapıldı.

     Peki n'oldu? Rahatlandılar mı ? Yoksa sorun artık bitti mi ? Şimdi, tekrar girelim, çıkalım, kalalım diye pek sesleri çıkmıyor da?

   3-Özellikle, Arapsever olan, dinci-milliyetçi bazı  kesimler, top sakal falan bırakan insanlara pek hoşnut bakmıyorlar, hele bazı Üniversitelerde ve yerlerde top sakallılara falan baskı bile yapılıyor. Peki Arap Şeyhlerini hatta Arabistan Kralını bile top sakallı olarak hiç mi izlemiyorlar, görmüyorlar?

   4-Irak'ta, Afganistan'da falan çarşıda, pazarda, camide onlarca insanı havaya uçuran örgütlere, medyamızın "terörist örgütler" dediğini hiç duydunuz mu? Genelde "Direnişçi" diyorlar. Yine çifte standart karşımıza çıkıyor.

   5-AİHM Türkiye yi, işkenceden, kötü muameleden, hukuksuzluktan, ayırımcılıktan falan sık sık tazminata mahkum ediyor.

      Oh!... Ne güzel.. Tüm bu hukuksuzlukları Devletin Memurları bol bol yapsın. Bu Memurlardan bunların tazminatı alınmasın. Bu memurlar yüzünden hazinenin yani milletin parası tazminat olarak peş-keş çekilsin. Güya bu paralarla da vatandaşın gönlü yapılmış olsun.

    Yahu!; bu haksızlık ve hukuksuzluğu yaparken vatandaşa mı danıştınız ki, vatandaşın parasını tazminat olarak dağıtıyorsunuz? Bu tazminatları ne zaman ki, bu memurlardan almaya veya ödeyemiyorlarsa maaşlarına, evlerine falan el koymaya başladınız, işte ancak o zaman büyük ihtimalle bu haksızlık ve hukuksuzluklar azalmaya başlar.

    6-Şu meşhur "Sayın" hitabesi nedeniyle pek çok kişiye ceza veriliyor. İyi de; Yani şimdi diyelim kardeşi, hısım akrabası, arkadaşı ceza evindeki birine hatta mahkum olmuş birine mektup gönderdi ve  Sayın falan veya filan diye yazdı. Şimdi buna ceza mı vermek gerek?

      Şimdiye kadar binlerce insan tutuklandı, mahkum oldu. Yani hiç kimse bunlardan birine "sayın"demedi mi? Çünkü, şimdiye kadar, sanırım böyle bir cezayı veren, bilen, duyan olmadı.

      Hatta tarihte hem de yakın tarihimizde mahkum olmuş, idam bile edilmiş insanlarla ilgili kitaplar, filmler, belgeseller yayınlandı. Yani bu mahkum olmuş ve de idam edilmiş insanlara bu nedenlerle değer verilmiş diye ceza verildi mi?

      Diyelim Nazım Hikmet'in falan kitapları bir zamanlar yasaktı. Yakalatanlar cezalandırılıyordu. İyi de, Nazım'a mektup yazarken "sayın" diyen birilerini cezalandırmak hiç görüldü mü?  

       O zaman şöyle bir yasa çıkarılmalı; tutuklu ve hükümlülere her kim ki bundan böyle, "sayın, bey, beyefendi, hamfendi, değerli, aziz, hatta, akrabalar bile, eğer o kişi bir katil veya işkenceci, tecavüzcü v.b ise o insana anne, baba, dayı, amca, teyze v.s bile dememelidir. Çünkü hısım akraba bile olsa, o insana yakınlık derecesiyle bile olsa hitap etmesi, O mahküma bir değer ifade etmiş olur, bu nedenle cezalandırılmasına hükmoluna"

       Duyduk-duymadık demeyin ey ahali; hısım-akraba bile olsa, anne-babanız bile olsa bir mahkuma seslenirken veya yazarken, hırsız falan baba,veya katil falan anne,ya da işkenceci filan amca diye belirtmelisiniz. Yoksa... 

     7-Peki geçenlerde çok yetkili bir devlet adamımız dediki; "terörist bile olsa O da bir insandır ve hakları vardır" kabilinden bir şeyler söyledi. Yani bu cümlede bir değer verme sözkonusu olmuş oldu. O zaman hakkında dava açılmış bulunula...

 27 Nisan 2009

   Teman Dep

 

27.04.2009 / Gomanweb