BİLMEM SÖYLESEM Mİ SÖYLEMESEM Mİ?-2-

 

ABDULLAH BULUT (COŞKLİ)

Sevgili okuyucular.
Bazı konular vardırki bilirsin ama susarsın. Susmak zorunda kalırsın veya açıklamak işine gelmez ya da korkarsın.

Gerek özel hayatımızda gerekse iş hayatımızda bunlar hep olmuştur. Bana kalırsa rencide etmediğin müddetçe bildiklerini söylemek onları saklamak doğru değil.

Aşağıda okuyacağınız satırlar bir çoğumuz için ilk olacak ben de bunu yazıp yazmama arasında geldim gittim, ama yazmaya da karar verdim.

Henüz gönder tuşuna tıklamadım ama, sanırım gönderecem. insanlar yazdıkları sözlerden sorumludur, eğer yanlış bir şey yazdıysa da onun sorumluluğunu almak zorundadır.

Yapılacak eleştirilere gögüs germek zorundadır. Birini hırsızlık yaparken yakalarsın ançak bunu sen ve o bilirsiniz, o da inkar ederse durum eşit ve ortada olur. Seni sevenler, sana inanalar, sana onun sevdikleri ve inananları da ona inanırlar. Belkide iftiracı pozisyonuna da düşebilirsın.

Ben de bu bölümde okuyup yorumladığım kadarı ile birazcık Nazım HİKMET'ten söz edecem. Sevgili nazım severler de alınmasınlar, ayrıca ben de çok iyi bir nazım severim.

Biraz daha açıklamak istediğim bir konu var ki, birini eleştirdin mi veya hakkında yazdın mı "hadi be sen kimsin ki" diyenler de var. Şunu söyleyeyim; kişi olarak hiç kimseden üstün değilim, ama hiç kimseden de  aşağı kalmam. yüksek olmamam nezaketimdir, aşağı olmamam ise bu dünyada ot olmayışımdır.

O yüzden kimse öflenip püflenmesin, ben yirmi yılımı Rusya'ya verdim. Daha önce de yazdığım gibi işim gereği hep halkın içinde oldum, deyim yerinde ise çok iyi tanıdım.

Buraya solcu olarak gelmem ise, bana yardımcı olan unsurdur. zira sağcılar başka bakar, solcular başka.

Nazım üç defa sovyetlere gider, son gelişinde dönmez. ve hakkın rahmetine kavuşur. Öğrencilik yılları şair olarak geldiğinden çok farklı sizler de fark etiniz mi? ögrencilik yıllarından çok az söz edilir.Tarih boyunca sevenin seveni ile buluştuğu görüştüğü bu konuda hiç bir engel olmayan rus toplumunda Nazım üçüncü ve son gelişinde Vera Nanım'ın tam anlamı ile esiri olmuş ve karşılıksız bir aşk yaşamıştır. Taa ki bu aşk onu erken yaşta öldürene kadar. Olağan cazibeli erkek söylemi ile söylersek çıtır pıtır Vera hanımla tanışırlarken Vera hanım evli imiş.

Kocası emekçi, bu dünyada emekçiler hep zor yaşarlar ya, Nazım da ünlü yazar, parası pulu var, ayrıca sık sık da yurt dışı gezilerini yapar. Prag, doğu berlin, avrupa ve hele o şanzalize varya vera hanım hep merak etmiş ve görmek istemiştir. Ancak Nazım'ın sevgilisi olsa gidebilecek. Her ne kadar diğer rus yazarlar da gidebilseler onlar da çoooooooook veralar var.

O yüzden Nazım'ın sevgilisi olmayı tercih eder. ve anlaşama şöyle olur; hafta sonu kocası ile kalacak, hafta içide Nazımla. Bu bir süre böyle devam eder,  daha sonraları ise, nazımda daha çok, kocasında daha az kalmaya başlar. Sonralarda hep berababer yaşarlar.

Segili okuyucular sabah gazetesini almaya gitmiş de orada kalp krizi geçirmiş de falan filan biraz düzmece.

Vera hanımla roportaj yapan tempo dergisi yayın yönetmeni emin bey bir vesile ile konuşma fırsatı buldum. o da çok dikkatli olmak üzere ip uçları verdi. rusyada gazeteler gazete bayisinde satılır, bu gibi yerler saat dokuz-on gibi açılır. o sıralarda sokaklar insan seli olur, düşen bayılanlara hemen müdahale edilir.

Olay şöyle olur; iki odalı elli m2'lik evde her zamanki gibi gecenin bir yarısında yine sert tartışmalar olur. Nazım hasta, hastalığı ise nefes yetersizliği ve dışarıya çıkar uzun süre içeriye girmez ve soğuğun da etkisi ile malum sorunu yaşar. İmdat diye bağıramaz, zira nefes çıkmaz ve oracıkta öylece hakkın rahmetine kavuşur. O sırada Vera Hanım derin uykusundadır. Olay sabahleyin fark edilir.

Aslında vera hanım nazım öldükten sonra daha çok nazımı sever, bu da daha çok vicdan azabıdır.

Bu yazı bir eleştiri değildir, nazım gelmiş geçmiş sayılı yazar ve üstadır. sevmek sevilmek onun da hakkıdır. ilişkisni eleştirmek gibi bir lüksümüz de yoktur, ama olayın açık şekli de böyledir. Fakat bir şeyler oluyor bu fani dünyada ,mesela oğlu mehmeten söz eden yok, nerede yaşıyor bilen yok. Bir yandan da her kesim kabul etmeye başladı, baş tacı oldu rahmetli nazım. Bu çelişki değil mi?

Her kese iyi hafta sonu dileklerimle.


01.10.2010 / Gomanweb