<<< Sizden Gelenler Sayfasına Geri Dön                      

ATATÜRK VE ŞEYH

GÖNDEREN: Hasan Dişyar

Atatürk, yanındaki valinin kulağına eğilip sorar;
Kimdir bu?
Vali yanıt verir;
Efendim kendisi SEYH' tir.Yörede çok hatırı vardır.

Atatürk Şeyh’i yanına çağırır ve "Bak baba, imanın yolu, sakalın boyunda değildir.
Sunu rica etsem de en azından Peygamber efendimizinki gibi kısaltsan" der ve eliyle de boyun altı hizasını gösterir.
Şeyh; "Emrin olur Paşam" diyerek yerine çekilir.
Aradan zaman geçer, bir aksam Atatürk Amasya'daki Şeyh’i hatırlar ve Valiyi telefonla arayıp durumu sorar.

Vali nasıl söyleyeceğini bilememekle birlikte, Şeyh’in sakal boyunda en küçük bir kısalma bile olmadığını aksine kimselere el sürdürmediğini anlatır.

Atatürk telefonu kapatır, kağıdı kalemi eline alır ve az sonra nazirini çağırıp, yazdığı yazıyı Amasya  valiliği’ne tebliğ etmesini ister.

Ertesi gün Amasya'dan bir haber gelir ki Şeyh Efendi Ata’yı görmek üzere Ankara'ya yola cıkmış... Şeyh gelir Ata’nın karşısına çıkar.

Sakal tamamen kesilmiş, sinekkaydı bir tıraş olunmuş, saclar kısaltılmış, kılık kıyafet bastan sona değiştirilmiş, bambaşka görünüme bürünülmüştür.
Atatürk’ün mesai arkadaşları bu değişimi anlayamaz ve Ata'ya sorarlar;
Aman Paşam, o Şeyh ki sakalına el dahi sürdürmezdi, siz ne ettiniz de kökünden kesmesini sağladınız? "
Ata gülümser, sonra da  yanındakilere donup; "Geçen akşam Amasya Valiliği’ne bir yazı gönderdim ve şeyh'i Afyon'a vali atadığımı bildirdim" der.

Ardından da yeni bir yazı hazırlayıp nazırına bu yazıyı da Şeyh’e vermesini söyler. Yazıda şöyle yazmaktadır; "İnancın yolunun sakalda olmadığını anladığına sevindim.
Valilik meselene gelince, bugün koltuk uğruna kırk yıllık sakalından vazgeçebilen yarin başka şeyler için milletinden bile vazgeçebilir. Seni böyle bir ikileme mahkum bırakmayalım. Kal sağlıcakla...

 

  <<< Sizden Gelenler Sayfasına Geri Dön