Kardeşlik Böyle Bir Şeydir

Bizler, biyolojik annemiz Fadime’den dünyaya gelen yedi kardeştik. Hayat bize bir de Sisan annemizi verdi; onun kızı Cemile ile birlikte sekiz kardeş olduk. Aynı çatı altında büyüdük, aynı sofraya oturduk, aynı yoksulluğu, aynı umudu paylaştık. Kan bağından öte, yaşam bağıyla birbirimize tutunduk.

Ne yazık ki annemiz Fadime’yi çok genç yaşta toprağa verdik. Yedi kardeş, daha çocuk denecek yaşlarda yetim kaldık. Acımız tazeyken, altı yıl sonra babamız Zülfi’yi de kaybettik. Hayat, en ağır yüklerini omuzlarımıza erken yaşta bıraktı. O günden sonra çocukluğumuz yarım kaldı.

İşte tam o noktada Sisan annemiz, yalnızca bir anne değil; bize hem anne hem baba oldu. O, Karayollarında çalışırken iş kazasında hayatını kaybeden Ali amcamın eşiydi. Dul ve yetim maaşı alıyordu. Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Goman Köyü’nde, o kıt imkânlarla sekiz çocuğu hayata tutundurmaya çalıştı. Her lokmada emeği, her adımımızda duası vardı.

O fedakârlığın sonucunda ben ve kardeşlerim hayata tutundu:
İzzet tekniker oldu, ben memur-öğretmen, İbrahim belediye işçisiydi ve SHP Ankara İl Genel Meclisi üyesi olarak seçilip siyasetçi oldu, Nazım işçi, Metin ve Ülkiye de memur oldular.

Sisan annemize ev işlerinde yardım ettiği için kız kardeşim Hatun okula gidemedi. Cemile ile Hatun’un payına erken yaşta sorumluluk ve sessiz fedakârlık düştü. Sonra evlendiler… Ama onların emeği, hepimizin yolunu aydınlattı.

Kardeşlik kusursuz değildir. Biz de zaman zaman kırıldık, tartıştık, küstük. Ben, İzzet ve İbrahim sık sık didişirdik. Ama öfke geçince yine bir araya gelir, demleme masasını kurar, kadeh tokuşturur barışırdık. Çünkü aramızdaki bağ, kızgınlıktan daha güçlüydü.

Ne yazık ki zaman, en acı sınavlarını da önümüze koydu.
İzzet abimi, kız kardeşim Cemile’yi ve İbrahim kardeşimi toprağa verdik. İnsan kardeşini kaybedince, içinden bir parça kopuyor; bir daha yerine gelmiyor.

1997 yılında Muş’a sınıf öğretmeni olarak geçici atandım. İzzet abim daha önce Muş’ta, o zamanki adıyla YSE’de teknik eleman olarak çalışmıştı. Belediye başkanıyla olan dostluğu sayesinde benim Muş merkeze bağlı bir köye atanmama vesile oldu. Kardeşlik, bazen bir kapıyı sessizce aralayan eldir.

1990’lı yıllarda İbrahim kardeşim, HADEP Genel Başkanı Murat Bozlak ve arkadaşlarıyla birlikte tutuklandı. Cezaevinden çıktıktan sonra yeniden tutuklanma endişesiyle yurtdışına gitmek istiyordu. Pasaportunu hazırladık, uçak biletini Almanya’ya aldık. Esenboğa Havalimanı’na kadar ben götürdüm. “Lazım olur” diye cebine 100 euro koydum. Almanya’da akrabalarımız çoktu ama insan yine de kardeşini yalnız göndermek istemiyor.

Gözaltına alınabilir korkusuyla uçak havalanana kadar havaalanından ayrılmadım. Uçak gökyüzünde kaybolduğunda, içimde hem bir ferahlık hem de ağır bir hüzün vardı.

2016 yılında İzzet abim boğaz kanserine yakalandı. Ameliyat için Ankara İbni Sina Hastanesi’ne gittim. Ameliyat başarılıydı ama boğazında açılan delik, yüreğimde açılan boşluk gibiydi. O gece kız kardeşim Ülkiye’nin evinde kaldım. Uyuyamadım.

Sabah saat altıda eşim Kebire aradı. O saatte gelen telefonun iyi haber olmayacağını hissettim. Korkarak açtım. Polislerin eve baskın yaptığını, beni sorduklarını söyledi. Afrin saldırısı ve Mazlum Doğan ile ilgili yazdığım makalelerin Paylaşımlarımdan dolayı ifademin alınacağını iletmişlerdi.

Akşam Antalya’ya dönmek üzere bilet aldım. İbrahim kardeşim beni Esenboğa Havalimanı’na kadar yalnız bırakmadı.
“Abi,” dedi, “seni havaalanında tutuklayabilirler. Uçak havalanana kadar ben buradayım.”

Bu cümle, kardeşliğin sessiz yeminidir.

Antalya’ya vardım. Öğleden sonra emniyete gidip ifade vermeyi düşündüm ama güvenlik güçleri saat 11.00’de kapımı çaldı ve beni gözaltına aldılar.

Cezaevi sürecinde de kardeşlerim beni hiç yalnız bırakmadılar. Ziyaretleriyle, dilekleriyle, varlıklarıyla hep yanımda oldular. O soğuk duvarlar arasında, kardeşliğin sıcaklığını hissettim.

Bugün geriye dönüp baktığımda şunu biliyorum:
Kardeşlik; aynı anneden doğmak değil sadece…
Kardeşlik; zor zamanda beklemek, sessizce sahip çıkmak, düştüğünde el uzatmaktır.

İşte kardeşlik böyle bir şeydir.

Şubat 2026
Mustafa Elveren

NOT:izzet.ibrahim ANMA.1

İbrahim: 11 Şubat 1925 ,

 İzzet: 20 Şubat 1924 ,

Cemile: 12 Nisan 2016,

Tarihinde yaşama veda ettiler. Sevgi, saygı ve özlemle anıyor, mekanları gönüllerde olsun.