Müzik-Video

Konuk Defteri

İletişim Formu

 

 

Sivas Şehitleri

 

 

1 Ocak 2007 Tarihinden İtibaren HİT

ÜÇ K Förmülü

Süleyman Doğan (Seydan)

 E-POSTA:   firhatdogan@freenet.de


İçinde bulunduğumuz dönem itibariyle gelecek pek iç açıcı olmayıp ilerleyen zaman dilimi içersinde daha tehlikeli boyutlara ulaşacak. Belki de ülkenin belli bölgelerinde büyük çaplı katliamların olacağı Bingöl katliamıyla kendisini gösterdi. Bir takım kesimlerin gözünü, kulağını diktiği Anayasa paketi ( belki haklara ve inançlara, azınlıklara v.s.) bir nebze de olsa rahatlama veya tartışma zemini yaratma beklentileri ve türban yasasıyla devletin üst kademeleri tam bir konsensüs sağladığı aşikardır.


Emperyalizmin Ortadaki projesinin bir ayağı olan Türkiye’de de yeri ve zamanı geldiğinde nasıl TIKIR TIKIR işlediğini ve bu emellerinin nasıl hayata geçirdiğini görüyoruz. Bu kötüye doğru bir gidişin göstergesidir. Zaten Globalleşen ve küreselleşen sermaye sahipleri daha güçlü ve daha düzenli bir şekilde ezilen ve sömürülen halkların, sınıfların, inançların v. s, yok etme ve de birbirinden uzaklaştırmak belirli kırıntılar veriyormuş gibi yapıp sol gösterip sağ vuruyorlar.


Bir sabah uyanıyorsun Nakşî Kürt açılımı ( Korucubaşılarıyla ). Bir bakıyorsun İslami tarzda demokrasi vaatleri. Bir bakıyorsun genel ibadet yeri Cami özel ibadet yeri Cem evi. b.g.. sahte projelerle belli kesimlerin akılcı bir biçimde yan yana gelmelerini engellemek için projeler üretiyorlar. "Bayram değil seyran değil eniştem beni niye öpsün ki!!!"
Şimdi asıl meseleye gelelim.
ÜÇ  K meselesi:
Devlet yılardır ÜÇ  K formülünü çok iyi bir biçimde formülize etti. Tüm katliamlar, yakmalar, köy boşaltmalar, işkenceler v.s. özellikle bu üç kesim üzerinde yoğunlaştırdı. ÜÇ K nedir?
Birinci K : Kürtler
İkinci K : Kızılbaşlar
Üçüncü K : Komünistler ( Devrimciler, Demokratlar v.s.)

Şimdi formülü de açıklayalım :
Birinci K : Kürt isen tehlikelisin
İkinci K : Kürt artı Kızılbaş isen daha çok Tehlikelisin.
Üçüncü K: Kürt artı Kızılbaş artı komünist isen ( o zaman iktidar elden gidiyor düzen değişiyor ) felaketsin. Ondandır ki yıllardır bu kesimlerin ortak bir cephe kurması birlikte mücadele etmesi devletin en büyük korkusudur. Bu birlikteliklerini engellemek için Bölük pörçük bir yerlerde durmaları egemen güçleri hep memnun etmiştir. Şimdi madalyonun öbür yüzüne geçelim.


"Hey bu ÜC K’ liler!!! Global Dünya diyorsunuz Küreselleşen sermayenin ortaklığından bahsediyorsunuz. Hey bu kesimler(!) emperyalizmin ‘’Böl Parçala Yönet ‘’ politikasından, Ortadoğu projesinden dem vuruyorsunuz. Peki siz çimdi ne yapıyorsunuz? Hey bu kesimler! Demokrasi, demokratik devlet, birliktelik, halkların kardeşliği, inançlara özgürlük diyorsunuz. Peki halan niye bölük pörçük, böyle ayrı durarak devletin değirmenine su taşınmıyor mu? Bizler bu tarihin öğretmeni mi yoksa öğrencisi mi olmalıyız? Karar vermek zorundayız. Hani siyaset güçlerin dengesidir diyoruz. Birleşerek bir güç oluşturamazsak dengeyi nasıl oluştururuz? Yoksa Siyasal çıkarlarımızı ön planda tutup belirli partilerde, derneklerde v.s. yerlerde biri birimize bakışarak mı dengeyi sağlayacağız? Hani uğruna bedeller ödenen Bağımsız Türkiye, Özgürlük, Kahrolsun Emperyalizmim, Demokrasi b.g. sloganlarımızı iktidarın eline verip sanki onlar bu sloganları atan gençlerimizi idam etmemiş, kurşunlamamış gözlerimizin içine bakarak söylüyorlar.


Bizim güç birliği içinde olmamız gerekmiyor mu? Doktor Qasımlo’nun bir sözü var: ‘’Bizlere bir düşman fazla bin dost az gelir.’’ Bu anlayışı devreye sokma zamanı değil mi? Hep söyleriz ya partiler v.s. bizler için araçtır. Acaba biz partilerimizin, araçları olmaktan kurtulmayacak mıyız? Partiler üstü bir anlayış sergilemeyecek miyiz?


Biz bunları aşmadıkça emperyalizme hizmet etmeye devam edeceğiz. Bugün coğrafyamızda Şia´nın, Mosat’ın, Avrupa ajanlarının cirit attığı bir toprakta yaşıyoruz. Her gün onlarca gencimiz can veriyor. Hangi tarafta olması çok önemli değil, çünkü bizim görevlerimiz de var. Biz devrimci yurtsever insanlarız. Burada Mazlum Doğan´ın yurtseverlik tanımını hatırlatmak istiyorum. Aynen söyle diyor: ‘’Benim yurtseverliğimin yolu enternasyonalizmden geçmeli; enternasyonalist bir kişi devrimcidir zaten’’ derdi. Bu anlayışla öl, öldür politikasının kime hizmet ettiği ortada. Demokratik haklar diyoruz. Allah aşkına demokrasinin olmadığı bir ülkede demokratik halklardan nasıl bahsedilir? Öyle ise demokrasinin inşası için bu kesimlerin birlikte hareket etmeleri zorunludur, hata görevdir, gerisi teferruattır. Eğer demokratik haklarımızı elde etmek istiyorsak demokrasi mücadelesinde birlikteliği esas almalıyız. Ortadoğu halklarının binlerce peygamber yetiştirdiğini biliyoruz; neden bir bilim adamı yok onu da bilmek zorundayız. Dünyanın en büyük silahının akıl olduğunu da biliyoruz. KÜRDÜ-KIZILBAŞI-KOMÜNİSTİ ile aklın, sağduyunun hâkim olduğu, ilkellikten uzak, ortak paydalarda mutlaka ama mutlaka bütünleşmek kaydıyla ülkemize Önce demokrasi getirmek dileğiyle saygılarımı sunuyorum.

11.02.2008 / Gomanweb

  Müzik-Video

Konuk Defteri

İletişim Formu