|
AKLIN YOLU BIRDIR
Süleyman Doğan (Seydan)
Bundan önceki yazımda "Ortak Cephe" den bahsetmiştim. Önemini ve emperyal oyunlar, geçirdiğimiz cağın gerekliklerine ve getirdiklerine değinmiştim. Öcalan`nın görüşme notlarını dikkatlice okudum. Aynı noktaya dikkat çektiğini gördüm. Aklın yolunun bir olduğunun göstergesidir. Bir de sürekli bir noktaya daha parmak basıyor. O da ‘’Şii
ve Kürt ittifakı gelişir’’ deyip duruyordu. İşte Ahmedinecat Talabani`nin yanında. Şunun iyi görülmesi gerekir; Öcalan liderlik rolünü iyi oynuyor. İleriyi görüyor. Bunu herkesin iyi bilmesinde artik fayda var. Böyle KÜFÜR ederek siyaset olmaz. Yani Küfür siyaseti diye bir siyaset türü yoktur. Bir de slogan siyaseti var. Bunlar da küfür
edenlerden daha beter. Bu iki siyaset yolunun terk edilmesi gerekir.
Şuraya gelmek istiyorum. PKK Lideri hangi yolların açık ve kapalı, tehlikeli, çıkmaz v.s. olduğunu iyi bildiğini, gelişmeleri iyi tahlil ettiği kesin. Peki, söylenenleri hayata geçirmekte bir tıkanıklık yok mu? Olduğu kesin. ‘’Beni anlamıyorsunuz’’ feryadı bundandır. Bence burası acilen tartışılması gereken konuların
başında gelir. Derhal bir çözüm bulunmalı. Askeri cephenin gösterdiği direnç ortada, herkese şapka çıkarttı. Türk hükümeti ve Genel Kurmay şaşkın. Beyler karizmayı kötü çizdirdiniz. Bir Yunan atasözü var; "Büyükler sever okşarsa, Küçüklerin korkup derhal uzaklaşması lazım."
Fakat bu sevince kapılarak yanlışlara düşmemek gerekir. Tam da burada daha dikkatlice kararlar, daha sağ duyulu olayları değerlendirmek gerekir kanısındayım. Çünkü egemenlerin oyunları bitmez, karizma ayaklar altında, çok akıllı olmak lazım. Can havliyle ne yapacaklarını kim bilebilir.
Burada ABD`nin de verdiği mesajı iyi anlamak lazım. PKK, Türkiye, Kürtler, Barzani, Talabani dolaysala Ortadoğu Halkları iyi çözmeli. Öcal anin bu satırlarına dikkat çekmek isterim;(....Ama ben bu konuda kararlıyım bununla Kürtleri denetim altına almış olacaklardı. Yani benim denetimimin altından değilsen yaşama şansın yok
diyorlar.) Buradan çok açık olarak her şey ortada ABD ’’buranın AĞASI benim’’ diyor. Ya benim dediklerimi yaparsın, ya da gününü görürsün mantığı yatıyor. Artık Türk Devletinin de bunu iyi görmesi gerekir. Gerçi 84 Yıl zarfında hiç doğru bir karar aldıklarına şahit olmadım, duymadım da. Bundan böyle bu söz dinlemez Devletten ve
emperyal oyunlardan kurtulmanın tek yolu güçlü bir halk cephesinden geçtiği ortada. Bunun yolunun da tabanda sağlıklı bir oluşumda yattığını düşünüyorum. Bu potansiyelin olduğu kesin. Bir kıvılcımın beklendiğini de belirtmek gerekir. Yalnız bu hali hazırda partilerle olmaz mı? Olabilir. Biraz protokolvari olur, ilerde sıkıntı doğurur. Açıkçası
sıfır bir oluşum daha sağlıklı olur. DTP her ne kadar Türkiye partisi iddasıyla cıktıysa da Devletin giydirdiği yaftayı çıkaramadı. Bir türlü iki halkın tabanını da örgütleyemedi.
Öcalan’ın; söz ettiği Mustafa Kemal´in Özgürlük çizgisi ve 1919 yıllarına değinmesi, buna vurgu yapması önemlidir. Emperyal devletlerin işgal hareketi ve oyunları iyi anlaşılmalı. Öyle ucuz politika yaparak geçiştirmek olmaz.
Bakınız bu konuda binlerce belge var. 2000´lere kadar Kürdün K`sinden bahsedilmiyordu. Fakat 1919 - 1924´te Kurdistan´dan, Kürt`ten Hatta Serbestlikten bahsediliyor.
Bir belge sunmak istiyorum:
22 Ekim 1919 Amasya görüsmesi 2.Protokololü
1. maddenin Metni.
1- Beyannamenin birinci maddesinde Devlet-i Osmaniyenin tasavvur ve kabul edilen hududu Türk ve Kürtlerle meskûn olan araziyi ihtifa eylediği ve Kürtlerin camiaya-i Osmaniyeden imkansızlığı izah edildikten sonra bu hududun en asgari bir talep olmak üzere temin-i istisahli lüzumu müştereken kabul edildi.
Muhaza Kürtlerin serbesti inkişaflarının temin edecek vech ve surette hukuk-u örfiye ve ictimaice mazhar-i müsaadat olmaları dahi tervic ve ecanip tarafından Kürtlerin istiklali maksat-i.......... Kürtlerce malum olması hususu tensip edildi.
2- A.G..2.Pro.1.Mad. Sadeleştirilmiş metni:
Türk ve Kürtlerin ortak vatanı ve Kürtlerin Serbestisi.
................Kürtler gelişme serbestilerini sağlayacak tarz ve surette örfi ve toplumsal hukuka kavuşmaları dahi yerinde görülüp...........
(Amasya mülakatı 2.Protokolü.Tarihi vesikaları,Yeniseri c.1s.3.(18) ,mart 1961 ,s361)
Buna benzer yüzlerce belge bunları ne kadar okuduğumuzu veya araştırdığımız meçhul. Hemen ‘’Apo Kemalist oldu’’ dendi. Ucuz bir mantık. O dönemin kendisine has önemi var . Ortak bir mücadele var, resmi belgeler ,yığınlarca var. Yığınlarcasının üstü örtülmüş, bazı belgelerin içi boşatılmış. Kaldı ki işgale karşı bir duruş
var. İlk dönemde buna atıfta bulunmayacak mı, peki nerde yaşıyor, olay Çin´de mi geçiyor? Peki kimden veya kimlerden bahsetmesi lazım onu söyleyin. Beyler; güneş balçıkla sıvanmaz. Iran Devrimini de herkes desteklemedi mi, bu Humeyni’nin Marksistliğinden miydi?
Peki, Irak diye bir ülke var mıydı? Irak denilen bir milliyet var mıydı, kimler yarattı? Yunanlıların Türkiye`ye girmesinde hangi ülkeler gaza getirdi? Ondan sonra kimler sırt çevirdi? Tekrar M. Kemal’e silah yardımı yaptıktan sonra denize döktürdü. bütün bunları neye karşı yaptı? ‘’Neden, niçin, nasıl’’ sorularını sorduğu için
Kemalist oluyor.
Öcalan ‘’Ben bilimsel bakıyorum’’ diyor. Oysa haberi yok ki insanların bilimle, tıpla, doğayla ilişkisini kestiğini. Canip Amcanın dediği gibi, bizim Kürtlüğümüz, Selahaddini Eyyubi Kürtlüğüdür, Memu ü Zin Kürt`tür, Inönü´nün babası Bitlis´li, o da Kürt`tür, olay tamam. "Pez û Pere" mantığı.
. Son zamanlarda taban yapan bir sorun daha var. Efendim Kürtler niye ‘’biz milliyetçiyiz’’ demiyor. Kaldi ki diyenler var; hem de akıl almaz kadar. Bazıları da milliyetçilik kötüdür diyorlar. Evirip çevirip milliyetçilik kılıfı altında bir yerlere gönderme yapıyorlar. İşin aslı bu. Peki bu yeni keşfedilmiş milliyetçiliğin nereden
çıktığı, kimin, hangi dönemde, kimlere karşı, neye istinaden çıkardığı, Orta doğu milliyetçiliğinin neleri içinde barındırdığını, kökün hangi toplumlara dayandığını, din`den ne kadar beslediğini, milliyetçiliğin hangi milleti kurtuluşa götürdüğünü, yurtseverlikle arasında ne ilişki olduğu veya farkının ne olduğunu niye ortaya konulmuyor?
Kurnazca bir siyaset; yoksa bu da İngiliz planının bir parçası olmasın! Ama sanmam. Bence Öcalan bilimsel bakmaya devem etmeli. Zaten öyle görülüyor. Çıkıldığı döneme bakarsak kıyamet kadar partiler vardı. Birisine yanaşamaz mıydı veya içinde yer alamaz mıydı? Peki neden? Öcalanlar ‘’doğanın bir çürüyen yani var, birde gelişen yani var’’
derlerdi. Şimdi de demiyor mu, bir bizim çizgimiz, bir de dışımızdakiler.... Milliyetçilikten ne korkuyorsunuz diyen beylere; Orta doğu halklarının içinde bulunduğu durumu nasıl açıklayacaklar? Bu halkların alın yazısı mı diyecekler? Bu milliyetçilik hangi günden beri halkların özgürlüğünde İdeolojik ilerici rol yüklenmiş? Bence Öcalan klasik
politika yapmıyor. Öcalan diyor ki, ‘’harp kazanılır veya kaybedilir. Önemli olan insanlığın savaşını kazanmaktır.’’ Ben bu cahil kafamla bu sonucu çıkardım. Bilmem cahillik mi yapıyorum?
06.03.2008
Süleyman Doğan
Eski HEP- DEP-YÖN.
15.03.2008 / Gomanweb |