|
"HIRÇ: HIRÇ ZOR E" Süleyman Doğan (Seydan)
Kürdün biri, kışlık odunlarını temin etmek için katırına atlar, dağda odun kesmek için yola koyulur. Epey bir yolculuktan sonra, sıkça bir ormanın kenarına katırını bağlar ve zevkle odunları kesmeye başlar. Kısa bir zaman geçer, büyük bir homurtuyla kocaman bir aynın kendisine doğru
geldiğini fark eder. Kaçmaya fırsat bulamaz. Zavallı Kürt! Ayı Kürdü altına alır bir güzel hırpalar. Kürt kendisine geldiğinde, çok feci hırpalandığını, her tarafında kanların aktığını, durumunun kötü olduğunu anlar. Büyük bir korku içinde, can havliyle katırına zar zor biner, köyünün yolunu tutar. Tabi ki köydekiler de merak içinde. Bu Adam
niye gecikti diye, yolunu gözlüyorlar. Katırın üzerinde odun değil, adamın olduğunu görürler. Herkes merakla yanına koşar. Ne görsünler adamın hali perişan! Durumu öğrenmeye çalışırlar. Adam son kalan mecaliyle başına gelenleri anlatır. Hemen adamı katırdan indirirler. Bir hayvan kesilir postu adama sarılır. Yaraların iyileşmesi beklenir.
uzun bir zaman sonra,yaralar kapanır. Kürd Ayağa kalkar fakat bir hal olmuş kürde. Korkudan psikolojisi bozulmuş, kimseyle konuşmaz, kendi halinde bir köşede oturur. Millet sohbet eder, tartışır, o bir kenarda kendi âleminde sık sık sayıklar. Doğal olarak korku adamın bilinçaltına yerleşmiş bir kere, dünya yıkılsa, kim ne derse desin, o
bilinçaltındakiyle meşgul. Hep aynı şeyi sayıklar. Şöyle der: HIRÇ HIRÇ ZOR E. Bunun dışında bir şey ağzından çıkmaz.
Şimdi, Özal bir zamanlar ’’benim Annem kürt`tur’’ dedi. Hatta ileri giderek Kürt meselesinden bahsetti. Daha da ileri giderek Gazeteci Cengiz CANDAR’LA APO´ya sıcak selamlarını gönderdi. Sonuc? Sonuç ortada! Silahlı suikast daha sora, tartışmalı bir ölüm. DEMIREL Kürt realitesinden bahsetti. Onun da sonu gelmedi. ÇİLLER
Dêlagurleşti, özel çeteler kurdu. Faili meçhul cinayetler, örtülü ödenekler v.s denedi. Sonra bir gün Bask Modelini tartışalım dedi. Levent KIRCA’NIN deyişiyle şimdi başkasının jet skisine biniyor. YILMAZ, YAŞAR KEMAL ÜZERINDEN Kürt Meselesine değinmek istedi. Yüce Divana kadar gitti. AĞAR, çetelerin
komutanlığını üstlenmişti, bir zamanlar ortalığı kasıp kavuruyordu. Baktı böyle olmaz; düz ova dedi. Barajın dibindeki ovaya su içmeye yolladılar. CEM BOYNER Daha ileri giderek ‘’ben Kürt sorununu çözmek için PKK’nin elini sıkarım’’ demişti.. Hatta on maddelik bir anlaşmayla gider beşi bizden, beşi onlardan, beşinin üzerinden anlaşırız
demişti. Fakat başına gelmeyen kalmadı Artık generaller evinin kapısının altından bildiriler atmaya kadar gittiler. Sabancı suikastı da cabası ve ayni zamanda gözdağı. ( Boyner meselesinde, bizlerin hataları yok değil). ERDOGAN ‘’Demokrasinin Yolu DIYARBAKIRDAN geçiyor, Kürt sorunu benimde sorunum’’ dedi lakin; sonra çark etti.
Peki, Erdoğan şimdi ne diyor? Düşünmeyin diyor. Düşünmeseniz Kürt sorunu ortadan kalkar, öyle bir sorun kalmaz. Türban sorununda öyle demiyordun ama?
Sayın Erdoğan bu konudan tam da içindekini açığa vuruyor. Kendisine göre düşünce her halükarda önemli. Bu gerici bir mantık, aynı zamanda asimilasyon mantığı ve daha doğrusu resmi ideoloji mantığı. Buna siyasal literatürde Faşizan mantık da denir. Oysa durum hiç de öyle değil. Bu düşünceyi yaratan bir "ŞEYİN" olduğu ortada. Fakat
inkâr ediyor. Nedir bu " ŞEY?" Maddenin kendisi. Madde olmadan düşünce olur mu? Olmaz. Şimdi soruyorum? Erdoğan olmasaydı nasıl düşünebilirdi? Düşünemezdi. Çünkü; kendisi bir madde, ondan dolayı düşünce hasıl oluyor. Madde varsa doğal olarak düşünce oluşur. Kimse bunun önüne geçemez. 25- 30 milyon nüfusa sahip bir Halk. Dolayısıyla aynı
zamanda bir madde(Diğer adıyla ŞEY) Bu halk ne yazık ki var . (Bu maddenin varlığı bir gerçek ) Yeyiyor, içiyor, Konuşuyor, sosyal yaşamını sürdürüyor. İktisadi ilişkileri gelişmiş ve aynı zamanda uzun bir tarihi süreç geçirmiş, yeryüzünde bir kara parçası üstünde bu saydıklarımın hepsini yerine getiriyor ve yaşamlarını sürdürüyor.
Oysa; Diyarbakır Barosu Başkanı da aynen bu bahis konusu olan "ŞEY" den söz ediyor, apar, topar dışarı atılıyor. Şimdi gene soruyorum? Peki 25-30 Mil. insan nasıl düşünmesin. Bunların varlığı söz konusu ve ortalık yerde duruyorlar. Haktan reva mı ? Asıl mesele nedir? Aynen yukarda söz ettiğim KÜRT İLE HIRÇ MESELESİ. Hepsi bir ağızdan
şunu söylüyorlar: KURD KURD ZOR E. (KÜRT: KÜRT ZOR DUR) Çünkü bunların bilinçaltları kazılmış. Bizim Kürdün yakalandığı hastalığa bunlar da yakalanmış. Ne derseniz deyin, dünya nederse desin bunların bildiği bir tek bir nakarat var. ‘’Türkiye’de kürt sorunu yoktur, terör vardır’’Haydi diyelim ki sizin dediğiniz
gibi olsun. Peki terörü yaratan "ŞEY" NE? Gelin onun ismini koyalım. Olmaz! Niye? KURD: KURD ZOR EEE. ... ( KÜRT: KÜRT ZOR DUR).
02.05.2008
Süleyman DOGAN / Es.Hep. Dep..Yn.
Ekleme Tarihi: 03..05.2008 / Gomanweb |