Müzik-Video

Konuk Defteri

İletişim Formu

 

 

Sivas Şehitleri

 

 

1 Ocak 2007 Tarihinden İtibaren HİT

21 MART TA UNUTULAN GÜN

TEMAN DEP (Fézo yé Kazi Bayé)

Doğal olarak 21 Mart deyince Newroz, Nevruz, Nüroz, ya da Nüroj v.b akla geliyor. Bu kelimenin değişik halklar tarafından değişik söylenmesi çok doğaldır. Çünkü, aynı kökenden gelmekle birlikte, her halka göre söyleme şekli değişebilir. Tıpkı bir şivede ya da lehçede bir sözcüğün değişik söylenmesi gibi.

 

  New, Nev, Nü  v.b  yeni anlamındadır. Roj, Roz, Roc, Ro  v.b ise Gün, Güneş anlamındadır. Birleştirilmiş hali; Yeni Gün demektir. Baharın gelişi, Gece-Gündüz eşitliği, yeni bir oluşumdur. Özü bu olmakla birlikte ,bu güne, her toplumun  kendine özgü anlamlar yüklemesi gayet doğaldır. Doğal olmayan ise; "Yok! Benim gibi yazacaksın, benim gibi söyleyeceksin ya da benim gibi kutlayacaksın" diye dayatmada bulunulmasıdır.

 

  Peki! Unutulan gün hangisidir? 21 Mart- Birleşmiş Milletler Uluslararası Irkçılık ve Sömürgecilikle Mücadele günüdür.
21 Mart ta, hatta kutlamalarda "bu gün" üzerinde belki de hiç durulmamış, hatta hiç değinilmemiştir bile. Oysa Irkçılık ve sömürgecilik uygulamaları ve buna karşı mücadele için insanlık çok mu çok acılar çekmiştir. Yenilgiler ve zaferler yaşanmıştır. Birleşmiş Milletler, 21 Mart 1966 da bu günü kabul etmiştir.Türkiye ise,ancak 16 Ekim 2002 de bu sözleşmeyi imzalamıştır.

 

Kısaca ırkçılık en basit ve anlaşılır anlamıyla; kişi ya da toplum olarak kendini çeşitli biçimlerde  üstün görme, başka kişi ya da halkları ise çeşitli şekillerde horlama, aşağılama, her çeşit hakkı kendisi için reva görme, başkalarına ise görmezlikten gelmedir. Yani bencilliğin, "rab bana hep bana"cılığın daniskasıdır.

 

   Tek tek kişi olarak  ele alınsa bile; sadece kendi çıkarını düşünene, başkasına gelince çay kaşığı, kendine gelince tencereyi ölçü olarak alana toplumda iyi gözle bakılmaz. Peki sadece ve sadece her yönüyle  kendini düşünenin hangi dinde, hangi kitapta, hangi ailede, hangi köyde yeri vardır? Bunların yeri "cehennemlik" değil midir?  

 

   Bir de bunu kişi olarak değilde, bir yöntem, bir politik anlayış ve politik sistem olarak uygulayanların yeri neresidir derseniz? Bunların yeride "cehennemin" en dibidir. Hele bir de cebinden dahi çıkmayan bir çıkarı, hep kendine verip, karşı tarafa değil çay kaşığıyla vermeyi, O nu hiç görmezden dahi geliyorsa, hele bir de saf dindar, saf milliyetçi, saf demokrat hatta solcu geçiniyorsa. " aman yarabbim onların yeri ve işi daha beterdir", velhasıl kelimelerle, tariflerle anlatılacak gibi değildir.

 

   Oysa yalnız, "ırkçılıkla mücadele günü" değil, yine Birleşmiş Milletlerce kabul edilen bir-çok olumlu sözleşmeler ve beyannameler vardır. Bazıları şunlardır;

 

    İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Çocuk Hakları Bildirgesi ve  O na dair Sözleşme, Kadınların Siyasal Haklarına İlişkin ve Kadına Karşı Şiddetin  Tasfiyesine Dair Bildirge, Eğitimde Ayrımcılığa Karşı Uluslararası Sözleşme, Özürlü Kişilerin Haklarına Dair Bildirge v.b.

 

   Tabi bu bildirge ve sözleşmeleri en başta yönetimler uygulamalı veya büyük bir çaba ve samimiyet içinde olmalıdırlar. Fakat hiç te böyle olmuyor, hatta tersi yapılıyor. İmzalarına bile sahip çıkmıyorlar. Ancak bu haklardan şu veya bu şekilde mahrum olanlarında büyük çabası olmalıdır. Bu haklardan mahrum olupta bu çabayı gösterenlerin, bütün bu ve benzeri bildirge ve sözleşmeleri bu çabalarına   dayanak yaptıkları pek  söylenemez. Oysa bu mahrumların ve mazlumların ellerinde deyim yerindeyse  "TAPULARI" var. En başta  "ceplerinden bu tapularını çıkarıp " ona göre savunma ve çaba göstermeleri daha uygun olur.  

2 Nisan 2008  TEMAN DEP

Ekleme Tarihi: 03.04.2008 / Gomanweb

  Müzik-Video

Konuk Defteri

İletişim Formu