| HAYATLA İLGİLİ
ABDULLAH BULUT (COŞİKLİ)
Sevgili okuyucular, bu yazıma bir Coşk fıkrası ile başlamak istiyorum.
Dersim katliamı sırasında bizim büyüklerimizden Api Us (Usi Male Ali) ve Mehmet Amca (Memi Ali Qer) bu iki kişiyi de dönemin düzeni tarafından Mazggir'te götürmüşler. ve tabiki öldürmek üzere orda köylerden getirilen yetişkinler sözüm ona ele başlıları katletmişlerdir. Ancak, bizim rahmetli iki büyügümüz iyi bir komutana mı diyelim, başka
bir neden mi diyelim, bu olaydan sağ kurtulmayı başarmışlardır.
Oradaki insan katliamından kurtulmuşlar ve serbest kalıp, köye dönüyorlarmış.
Ölumle burun buruna gelmek tabiki zor, hele burdan sağ çıkmak acayip bir duygu olsa gerek.
Derken köyun yukarısına geliyorlar. Her biri ayrı ezbetten oldukları için diyorlar ki; bak biz ölümden dödük, kurşuna çok yakın olduk, yanımızda ınsanları kurşuna dizdiler. Artık biri birimize iyi davranalım. Köydeki dedi koduyu bitirelim" birbiriyle konuşarak sözleşirler. O sırada Süleyman Amca'ya denk gelirler (Sılo Ali Mımud). O da onlardan
daha yaşlı imiş. Mehmet Ali Amca ile Süleyaman Amca arasındaki konuşma şöyle geçer;
-APİ SILO selam aleyum
-Aleykume selam Memı mın
-Hokomatı pır mılet koşt, emji xlasbun, to bırazıyı xara korbanki naki
-Memı mıno! Ezdı kona hokomatı..... Un bıkuştana mın gay sor dıkır kurban, nika un xılas bune fısatıyı xa zıde dıkın.
Burada hepisini rahmetle anar, mekanları cennet olsun. Büyüklerimizin hepsinin anlatığı bu olay olmuş.
Burada Dersim Katliamı'nın olduğunu ve sıradan halkın bile kurşuna dizildiğinin açık bir örneğini vermeye çalıştım. Bunun için her hangi bir tarih veya tarihçi veya arşive gerek varmı? Yaklaştığımız şu 2010 tarihi itibarı ile biz onların çocukları ve torunları olarak ne alemdeyiz?
Yine Coşk'tan örnek vereyim. Dünya'nın dört bir yanına dağılmışız. Bu küçük alet üzerinde biri birimizi tanıma, hasret giderme, arada biraz yaşı ilerleyenler içinde ah vah çekerek biri birimizi sorarız. Benim bildigim Almanya, Fransa İngiltere, İsviçre, Avusturya, Rusya kısacası evet Dünya'nın dört bir yanına dağılmışız.
Peki ilişkilerimiz nasıl? Açıkcası pamuk ipligi ile bağlı. Birinin hoşuna gitmeyen bir yazı yazdın mı, vay haline! Hemen damgayı yersin. Peki ya, kusura bakma ama, ben böyle düşünüyorum. Kaldı ki ne fark ederki, ne düşündüğüm. Biz yakın köylüyuz, aynı yerdeyiz. Kimisiyle yakında, kimisiyle uzaktan akrabayız.
içimizde siyasi düşünce ikinci planda gelmeli. Asıl olan dostluk, insanlıktır. Eger arada onur kırıcı bir davranış yoksa, siyaset ne ki, bu gün var yarın yok. Dünya'ya civi çakacak degiliz ya.
Çocukluk arkadaşını bir vesile ile buldun, msn'de yazıyorsun. Evli misin? Kaç çocğun var? Baban, annen sağ mı? Sonra kardeşını, abisini, ablasını sorarsın. Eee.. bitti.
Bakınız ilk yazılarımda bizler düzenle barışık değiliz dedim. Tarihte de olmamışız. Şimdi adam Almanya'da soruyorum; yatırımın var mı? Ne yaptın ekonmik durumunu? (Tabiki, nazımızın geçtigine ancak sorarsın, her kese de soramasın) Valla İzmir'de bir ev aldım, ya da Ankara, istanbul neyse.
Ağzından da Kurdıstan kelimesi eksik olmuyor. Direk soramasın o anda hayırlı olsun diyorsun.
Şimdi soruyorum, niye Kurıstan'dan almadın, Diyarbakır'da ya da Tunceli'de. Ya oralarda yatırım yok falan filan.
Kimsenin hayatına karışmak hadim degil ama, sizce çelişki yok mu? Bence var.
Peki sen niye izmir'de ev aldın? diye soranlara hemen yanıtımı vereyim. Ben düzenle barışık yaşamak istiyorum hadi, ya sen şusun busun derler, alakası yok. Ben çoçuklarımı okutum
Toplumda belli yerlere getirdim, onların aslını, soylarını ve de demokrat olamalarını, ki öyledirler. tembih ettim, yapabilecegim bu.
Şimdi bu konu nerden çıktı diyeceksiniz. Bakın bir toplumun bir gelenek-görenek bir asalet yok oluyor ve biz farkında degiliz . Yok etigimiz bir şeyi başakasından isteyemeyiz.
Peki ne yapmalıyız ?
Şunu yapmalıyız; köyümüze az da olsa yatırım yapmalıyız. Nasıl mı? Hali vakti iyi olanlar küçük de olsa ev yapsınlar, gücünün oranında belki çocuklarımızdan, torunlarımızdaan birileri dönerler.
istanbul'da, Ankar'da, izmirde artırdığımız kat sayılarının birini köye kaydıralım. yoksa tarih bize hesap sorar. Bana ne, ben zaten şurda ne kaldıki, demeyin. birileri gelir mezarınıza tekmeyi vurur. buna bedenıniz şahit olmasa da ruhunuz şahit olur
Yine bir Coşk anegdotu ile veda edeyim.
Kısımlarda çalışılırken, APİ XID (Xıdi Ali Sofi) iş sonu hesaplar verilecek ve köye döneceklermiş, kazma-küreklerin sapını sökmüş ipten geçirmiş, şalvarın altına kemer gibi bağlamış. ve buroya gitmiş, hesabını alacak. Yetkil bunu görmüş ama müdahale etmemiş. Tam hesabına alacakken Xıdır amca otur demiş, sandelye vermiş. Bizimki oturamaz, nasıl
otorsun, dizlerinin sevyesine kadar inen metal parçaları ile. Yetkili, Valla oturmasan paranı vermem, demiş.
Memur beg hesbı ver de gideyim. Arkadaşlar gitti, filan derken, otur oturamaz iyi niyetli olan yetkil adamı da farkında olduğu bu durumdan Xıdır Amca'yı da bozmamış. Xıdır Amca da kendine ve komşularına kazma kürek getirmiş.
sevgili okuyucular yaklaşan 2010 yılının size, sevdiklerinize, ailenize mutluluklar getirmesi temenisi ile huzurlarınızda bu yazımı noktalarken, saygı ve sevgilerimi iletirim, hoşca kalın.
26/12/2009 rusya
26.12.2009 / Gomanweb
ADDULLAH BULUT (COŞİKLİ) ANASAYFASINA GİTMEK İÇİN BU LİNKİ TIKLAYINIZ >>>
|