SES GETİREN BELGESEL BİR FİLM
HIDIR DULKADİR
Kurgu: Cemil Kızıldağ
Metin: Emirali Yağan
Müzik: Erdoğan Emir-Umut Akar
Kamera: Özgür Fındık- Cemil Kızıldağ
Seslendiren: Erdem Çalışkan
Türkçe çeviri: Hıdır Eren
Afiş tasarım: Zehra Meral
Yönetmen: Özgür Fındık
17 Nisan 2009 tarininde Alte Feuerwache Fridenstrasse 5 Duisburg adresinde dört sivil toplum örğütünün ortaklaşa (DERSİM GEMEİNDE RHEİN-RUHR e.V, ATİF-GENÇLİK VE KÜLTÜR DERNEĞİ, DEMOKRATİK HALKLAR DERNEĞİ - DUİSBURG, I FC DUİSBURG DERSİM SPOR
1993 e.) düzenledikleri ‘‘KIRMIZI KALEM-Qelema Sure’’ belgesel filmi gösterime sundular. Belgeseli 120 kişi izledi. Katliamda yaralı ağır yaralı olarak kurtulanlar, insanın yüreğini ağzına getiren canlı tanıklar şunları söylüyorlar.
Katliamın tanığı Seyit Rızanın kızı Leyla Ağar anlatıyor.
‘‘Süngülenen cesetlerin altında 3 gün kaldım. Kendime geldiğimde kan gölü içindeydim. Üstümde kaç tane çocuk ve kadınların leşi vardı hatırlamıyorum. Ben bayılmışım. Süngülenenlerin altında kaldığım için, herhalde beni ölü bildiler. Bir kör kurşunu bize fazla
gördüler. Acı çekerek ölsünler diye, süngülüyorlardı.’’
Bir başka şahit. ‘‘Üçyüz erkeği bizim gözlerimin önünde yaktılar. Biz kadınlar çocukları alarak mağara kovuklarına ve ormana saklanmış, gökyüzüne çıkan alevleri seyrediyorduk.’’
Bir başka tanık. ‘‘Yüzbaşı bebeklerin ayak bileklerinden tuttu. Eliyle daire çizer gibi bir kaç defa çevirdikten sonra, yanındaki kayalara fırlattı. Çocukların kafası param parça, beyni dışarı döküldü.’’
Bir başka kadın. ‘‘Yüzelli kişiyi derede kurşuna dizdiler. Ölüler yığın yığındı. Toprakta açılan kulvarlarda oluk oluk kan akıyordu. Bir kaç gün sonra, vadide kara kartallar uçmaya başladı. Cesetler kurda kuşa, börtü böceklere yem
oldular.’’ v.s onlarca canlı tanıklar konuşmalarına devam ediyor.
‘‘Bu katliamdan ölenler öldü. Kimisine göre yirmibin kisine göre ise ellibin kişi kurşunlanarak, mağaralarda gaz bombaları ve yakılarak, suda boğularak, öldürüldüler. Kalanları ise Gerbe sürgün ettiler. Sürgün edildiğimiz yerde yerli
halk bize bunlar adam yiyiyor. Bunlar yamyamdır’’ diyorlardı.
‘‘Katliamdan sonra af çıktı. İsyana katılan Dersimlileri askere aldılar. Askere gidenlerin çoğu, teskereden sonra geri gelmedi. Çokları öldürüldü.’’
‘‘Ormanda, mağaralarda saklanıyorduk. Çocuktur çocuk ne anlar susmadan. Onları susturmak için anneler bebelerin ağzını kapatıyorlardı. Çocuklar ölüyordu.’’
‘‘Halbori gözeleri üstünde çok yüksek kayalık var. İnsanları ordaki düz araziye toplamışlardı. Kolundan yakaladıkları gibi veya itekliyerek topluca o kayalıklardan aşşağı attılar. Kurtulan olmadı. Hepsi öldü.’’
‘‘Ne kadar kanlı katil, hırsız, namus ve ırz düşmanı varsa, mükafat ve yağmalama vaatleri ile ceza evlerinden serbest bıraktılar. Devlet onların hepsini Dersim’e gönderdi.’’
‘‘1993-94 yıllarında yapılanların yanında 1938 bir hiçtir. Çünkü, 38’de devlet bizi dere, vadi veya bir düzlükte topladı. Karşımıza kuruyorlardı ağır mekineyi. Tak...tak...tak bir kaç dakika içinde bitiriyorlardı bizi. Zulmünde zulmü
var. 1993-94 bir zulümdü. Özel tim ve askerler silah zoru ile bizi evlerimizden dışarı çıkarıyorlardı. İçerde bir iğne bile aldırmıyorlardı. Eve gaz döküp içerdeki hayvanlarımızı ve eşyalarımızı yakıyorlardı. Biraz sonra her şey kül yığını oluyordu. Bu kısa süre içinde kırkdörtbin insan yerinden yurdundan, doğup büyüdüğü köyleri terk etti. v.s
konuşmaya devam ediyorlar.
Kırmızı kalem nedir? sorumu, yönetmen Özgür Fındık şöyle yanıtladı. Katliamı yaşıyanlar anlatıyor.
‘‘Devletin elinde kalın dosyalar, içinde yüzlerce sayfa var. Komutan, dosyayı dizinin üstüne koyuyordu. Cebinde kırmızı kalem çıkarır ölüm kararını aldıkları kişilerin isimleri ve köylerin adını tek tek çiziyormuş. Belgesel Film
‘‘kırmızı kalem‘‘ adını ordan aldı, dedi.
’’ Biz bu belgeseli gerçekleştirmek için, gurup kurduk. Dağ taş, yaban hayvanların saldırısını ve Dersim’de Devletin her türlü baskısını göz önünde bulundurarak yola çıktık. Çalışmamız dört yıl sürdü. O dağ benim, şu köy senin, katliamı
yaşıyan canlı tanıklarla ve ölülerin altında yara bere kan revan içinde günlerce acı çeken, yüzlerce kişiden onlarca insanla tek tek konuştuk. Acıyı yüreğinde his eden her kes, bu yetmiş yıllık gelgeseli izlemesini, istiyorum. Bu güne kadar gizli kalmış, vicdanları sızlatan belgelerdir. Filmin CD’sini Türkiye ve Avrpa da bulmak mümkündür.’’
Hıdır Dulkadir-DUİSBURG
03.10.2009 / Gomanweb |