Müzik-Video

Konuk Defteri

İletişim Formu

 

 

Sivas Şehitleri

 

 

1 Ocak 2007 Tarihinden İtibaren HİT

SENİN OLMADIĞIN YER HER ZAMAN İLGİ ÇEKİCİDİR

ABDULLAH BULUT (COŞİKLİ)

sevgili okuyucular kullandığım başlık aslında bir ata sözüdir.
Elbetteki olmadığın, görmediğin yerler ilginçtir. Oralarda olup biteni gördüğün zaman neden bu kadar merak etmişim diye de kendi kendine mırıldanırsın.
Türkiye'de birbirimizle düzenleri tartışıp, kendimizce ve az çok okuduğumuz kitaplardan alıntılar yaparken gerçeğin öyle olmadığını, 90 yılında sovyetler birliğine geldiğimde gördüm. Şimdi denebilinir ki, "sen gidince zaten her şey bitmişti." henüz tam bitmemekle beraber insanlar duruyordu. Eğer o insanlarla sohbet edip de bol bol soru sorarsan her şey şekilleniyor.


Bilmem farkında mısınız? Ben yazılarımda çok yakın tarihimizi ve kendi dönemimizi anlatmaya çalışırım. Çünkü biliyorum ki, bu zamanlarda ilerde birilerine lazım olacak. Zira bu yazılanlar gerek site arşivinde ve gerekse Google Ara Motorları gibi bazı şirketler tarafından arşivleniyor.


90 yılında yaltada sahilde döneme göre lüks sayılabilecek bir restorant vardı.
hemen girişinde 55 veya 60 yaşlarında bir vestyer dayı dururdu. Ben de akşamları gider bu adamla sohbet ederdim.
sohbetimiz bir süre sonra az çok siyaset oldu. Tarzanca da olsa anlaşmaya başladık. Yani dil sorununu biraz çözmüştük. Artık adam yarım yamalak da olsa beni anlıyordu.


Sovyetlerle ilgili sorularımın ardı-arkası kesilmiyor, adamcağız da benim merakımı anlamış olacaki bana vaktini ayırırdı ve cevapladı.


Bizler yani Türk solu olarak çok bilmişliğimiz var ya, ben de adama müdahale ederim; hayır öyle degil, filan da olumsuzlukara sanki ben ondan iyi biliyormuşum gibi adama müdahale ederdim. ve bir ara stalini övmeye başladım adamcağız güldü filan, ama bozuldu, nezaketen bana bir şey demedi. Ben de azıttım stalin ha stalin.. derken o tartışmadan sonraki gün gitigimde "seninle olan sohbetim bitti. Buraya ancak müşteri olarak gelebilirsin" dedi.
Yani stalini tanımamak dostluğumuzu bitirdi.


Sene 92 yılarına gelince, halkta bir yabancı müzik merakı vardı. Her araçta, evde boney m madron tolkıng abba, bu ne ya! dediğimde; "Biz bunları dinliyemdik, yasaktı" dediler. Asıl ilginç olanı da bu tür gurup ve sanatcıların siyah beyaz posterlerini yaşlı kadınlara sattırırlarmış ve iyi paraya. ne de olsa polis yaşlı kadınlara çok müdahale etmez, ya da sert davranmaz diye.
Kureşcev darı ekmegini severmış (mısır) yıllarca halk mısır ekmiş ve mısır ekmegini yemek zorunda kalmış.


Kısacası bütün toplumlarda evreler vardır ve halk bu evrelerden geçer. Daha sonra bunlar anektod olur insanlar bunlara gülerler. Ama o denemelerin bedelini de ataları veya insanlar öderler.


Bu yazıda ne var? Diyen genç arkadaşlarım için kıssadan hisse:

Yaşadığımız yerin kiymetini bilelim ve oraları güzelleştirelim.


İsviçre'den yazan Turabi arkadaşımın yazdığı gibi şu aşırı alkol merakını ben de yadırgadım. Bizlerin ataları hemen hemen içkiyi hiç bilmezlerdi, bu merak sadece özentidir.


Coşk fıkraı olmadan da sizinle veda etmem (Bu fıkra coşkta anlatılır, ancak şadili biri yapmış denilir. kürtcesi çok daha ilginçtir becere bildiğim kadarı ile türkçe yazacam)


Adamın biri eşeğini yüklemiş değirmene gidiyormuş. Gitiigi yol patika ve bir tarafı da ucurummuş. Eşegin yükü de dengesiz imiş, yani bir tarafı diger tarafa göre daha fazla ağır olan taraf ucurum tarafına denk gelmiş.


Dengesiz yürüyüşle eşek o tarafa doğru yuvarlandı yuvarlanacak, adam da diger taraftan asılıyor ve aynı zamanda da "ya HIZIR yardım et!" diye yalvarıyormuş. Ama nafile, hayvan yükle beraber uçuruma yuvarlanmıştır.  HIZIRDAN yardım istiyen adam bu defa da "HIZIR kaç eşek geldi (HIZIIR BAZDE KER HAT) demiş.
 
her şey gönlünüzce olsun hoşca kalın.
 

16.01.2010 / Gomanweb

  Müzik-Video

Konuk Defteri

İletişim Formu