BUNLAR MI SİVİL?
Mustafa Elveren – Em. Öğrt
Sadece fiziki görünüşleri dışında ahlaki ve düşünsel
olarak kadınlıkla hiç bir ilgisi olmayan, Yine isimlerinin başına
yerleştirdikleri “Çağdaş” ve “Türk” kelimelerini kendilerine şemsiye yapmanın
haricinde, çağdaşlıkla hiç bağdaşmayan, çoğunluğu türkleştirilmiş dönme ve
kırmalardan oluşan sözüm onlara bazı kadın kuruluşları, İstanbul İnsan Hakları
Derneği eski başkanı Sayın Eren Keskin hakkında paralı ilanlar vererek, güya
“protesto” etmişler. “Glu glu dansçı” Erbakan’ın deyimi ile “fosiller” yine
sahneye çıktılar.
İlanı veren dernek, vakıf ve benzeri kuruluşların
isimleri dikkatlice incelendiğinde, çoğunun belki de tamamının devlet tarafından
desteklendiği ve finanse edildiği anlaşılacaktır.Mecliste bulunan iki siyasi
partinin (CHP-DYP) İl Kadın kollarının içinde bulunması dikkat çekicidir. Öyle
anlaşılıyor ki, daha önceleri isimlerinin başına “şehit”, “gazi”, “vatansever”,
“milliyetçi”, “ulusalcı” sözcükleriyle bezeyerek piyasaya sürdükleri yedek
güçlerini yeterli görmemiş olacaklar ki, ortalığı bulandırmak için doğrudan işin
içine giriyorlar. Peki, Türkiye’de insan hakları savunucuları ile demokratik
kurumlarına tehditler ve baskılar yapılırken, Mazlum-Der gibi bir avuç demokrat
Müslüman dışındaki müslümanlar neredeler? Her zaman söyledim ve bir kez daha
tekrar edeyim, siyah cüppeliler ile yeşil cüppeliler zaman zaman iktidar ve rant
çelişkilerinden dolayı kavga edebilirler, bu kavgada gerçek devrimci sol ve
demokrasi savunucuları taraf olmamalıdırlar. Sayın Eren Keskin gibi bir avuç
direnişçi demokrat kadınlarımız bunlara alet olmadıkları için, bu gün bu
“fosillerin” hedefi haline geldiler. Bir avuç da olsalar, yüz elli kişi de
olsalar, yine de “Türk” ve “Çağdaş” unvanlı “fosillerin korkulu rüyası haline
geldiklerini söyleyebiliriz. Gerçek çağdaş, evrensel değerlerin savunucusu,
demokrasi militanı Sayın Eren Keskin’e her geçen gün sevgim ve özlemim kat kat
artarak sürüyor. Geçmişten günümüze kadar yaşanan olayları şöyle bir gözümüzün
önüne getirelim. Sayın Eren Keskin’i; başta militarist gizli güçlerin yaptığı
tehdit ve saldırılar, Fatih Altay gibi tosun yazarların baskı ve hakaretleri,
Ülkücü tosuncukların küfürleri, şimdi de ”çağdaş” ve “Türk” ön unvanlı
tosunlar saldırmaya başladılar. Yetmedi, kendilerini alevi-bektaşi olarak lanse
eden, sadece isimlerinden başka Alevilikle hiçbir ilgisi olmayan, sitelerinin
baş köşelerine türk-islam sentezcisi yazarları yerleştirip, alt kademelerine de
dede falan, dede filan…. gibi isimleri koyup, günde beş vakit Türklük için
ibadetini yaptıktan sonra, geri kalan zamanlarını da .islama ve onun
peygamberine methiyeler yazan, zaman buldukça da Kürtlere ve demokrasi güçlerine
saldıran resmi ideolojinin alevi geçinen savunucularını da unutmamak gerekir.
Adamlar kendilerini akıllı, bizi aptal sanıyorlar, madem ki sen dedesin, dedelik
de Muhammed’in soyundan geldiğine göre, senin Araplığın kesinleşiyor. O halde
aleviliği kullanarak neden türk-islam sentezciliğini yapıyorsun? Tam tersine
Araplara karşı düşmanlık besliyorlar. Tıpkı korucu ve işbirlikçi kürdün
ihanetine benziyor. Bunlar bu günlerde başta Kürtler olmak üzere, Türkiye
devrimci, sosyalist,demokrat ve aydın kuruluşlarına ve kişilerine,
“çağdaş-Türk” unvanlı kuruluşlarla aynı cepheden saldırıyorlar.O kadar ileri
gidiyorlar ki, bazen de sahte barış sözcüklerini bir yerlerine yerleştirip, bu
değerleri hem dejenere etmek ve hem de bu değerler üzerinden rant elde etmeye
çalışıyorlar. Son günlerde saldırılarına devrimci ve demokrat sanatçı Sayın
Ferhat Tunç’u da eklediler. Bu sahte alevi kuruluşlarına karşılık, birçok
gerçek alevi kurum ve kuruluşları da dimdik ayaktadır ve Türkiye demokrasi
güçlerine katkı sunmaya devam ettiklerini memnuniyetle görmekteyiz. Dünya’nın ve
dolayısıyla Türkiye’nin de en büyük alevi kuruluşu olan ve bir çok ırktan
oluşmuş ABF bu alevi kurumlarının başında gelmektedir. Artık kürtsüz ve
Alevisiz bir demokrasinin mümkün olamayacağının bilincine herkesin varması
gerekir. Aleviler, sahte çağdaşlar değil, gerçek çağdaş Pir Sultan’ı ve Kerbela
direnişçilerinin geleneğini temsil etmelidirler.
Daha önceki yazılarımın birinde belirtmiştim, bu dönem
insan hakları savunucularına ve bizim gibi demokratlara yöneleceklerdir. Önce
tetikçilerini kullanacaklar ve arkasından da, bir takım sözüm onlara sivil
olduğunu söyleyen “çağdaş-Türk” ünvanlı dernek ve vakıflarını devreye sokarak,
iktidarlarını perçinleştirmeye çalışacaklardır. Bu günkü hükümet esas iktidar
güçleriyle uzlaştığı anlaşılmaktadır. Yani,esas iktidar sahipleri olan siyah
cüppeliler ile iktidar olduğunu sanan yeşil cüppeliler arasında bazen
birbirleriyle sert şakalar yapmaktadırlar.Bu şaka muhabbetinde demokrasi
savunucuları taraf olmadıkları için hedef seçilmişlerdir. Bu saldırıları
püskürtmek için ancak, alanlardaki kitle sayısının 150 kişiden 150 bin kişiye
çıkarıldığı zaman mümkün olacaktır. 10.06.2006
Mustafa Elveren - Emekli öğretmen
www.komanweb.bravehost.com
komanweb@hotmail.com