DTP VE TEHDİTLER
Mustafa Elveren – Em. Öğrt
DTP yaklaşık bir yıllık
örgütlenme çalışmaları sonucunda, istenilen düzeyde olmasa bile, en azından
küskün ve kırılgan bir kısım kürt grup ve şahsiyetler bir araya gelerek bu
partiyi kurabildiler. Kuruluş çalışmaları aşamasında ben de gücüm oranında katkı
sunmaya çalıştım. Ancak, sağlık sorunlarım olduğu için resmi düzeyde görev
alamadım. Ne var ki, bu günlerde DTP’nin yöneticilerine çok yoğun baskı ve
saldırılar yapılmaktadır. Böylesi bir durumda, ölüm döşeğinde de olsak artık her
düzeyde gücümüz oranında bu partiye destek vermeye gayret etmeliyiz. Haksız
baskı ve saldırı altında olan bu siyasi partinin yanında olmak, sosyalist,
devrimci, demokrat ve aydınların görevi olmalıdır. Gerektiğinde bedelini de
ödemelidirler.
Türkiye Büyük Millet
Meclisinde, başbakan ve muhalefet partisi genel başkanı, DTP’yi ve
yöneticilerini açıkça hedef göstererek, tehdit etmektedirler. Akparti ve CHP
bünyesinde bulunan yüz kadar kürt olduğunu söyleyen millet vekilleri vardır. Bu
millet vekillerin hiç gıkı çıkmamaktadır. Bu gıkını çıkarmayan sözüm onlara kürt
millet vekillerine güvenen ve onlardan medet uman bazı kürt siyasi partileri ve
kişilikleri bir kez daha düşünmeye çağırıyorum. Daha önceleri de birkaç kez
yazdım, HEP,DEP,ÖZDEP,HADEP,DEHAP,DTP ve devamı partilerde siyaset yapmak
ateşten gömlek giymek gibidir. İşte görüyorsunuz, Newroz sonrası meydana gelen
olaylar bahane edilerek, bu partinin bir çok yöneticisi ve üyeleri göz altına
alındı, büyük çoğunluğu tutuklandılar. Bunun dışında, bu parti yöneticilerinin
çoğuna her gün telefonla, e-posta mesajları ile tehditler yapılmaktadır. Bu
tehditler bildiğimiz sadece o ırkçı-faşist kaynaklı kişi ve örgütlerin isimleri
kullanılmıyor, aynı tehditler çoğu zaman okşayıcı kürt sözcük ve kavramlarını
kullanarak da gönderiyorlar. Bu tür olayları , bu ülkede bazı arkadaşlarım da
ben de birebir yaşamaktayız..
Bu gün kendi ülkesi
dışında zorunlu olarak, Dünya’nın bir çok ülkesinde yaşamak durumunda olan
sosyalistler ile kürt aydın ve siyasetçileri DTP’yi ve yöneticileri daha iyi
anlamaları gerekir, diye düşünüyorum. Bir taraftan ülkenin en ağır (Tabi
böylesi bir işi bile bulmak bazıları için şans sayılmaktadır) işlerinde çalışmak
ve eve ekmek götürmek, diğer taraftan DTP gibi bir partide siyasi çalışmalar
yapmak, En önemlisi ise, çoğu zaman göz altına alınmak, tehdit edilmek, ceza
evlerine girmek, sık sık karakol ve mahkemelerde ifadeye çağrılmak gibi çok zor
şartlar altında hayatlarını sürdürmeye çalışıyorlardır. DTP’yi ve çizgisindeki
siyaseti elbette eleştirebiliriz, eleştirmeliyiz de. Ancak, bu eleştirileri
yaparken, açıkladığım şartları göz önüne alarak yapılmalıdır ve biraz da insaflı
olunmalıdır.
Bu sabah Kürdistan-Post
sitesinde okudum, bir ırkçı-faşist Sayın Hasan Bildirici’ye tehdit mesajları
göndermiştir. Sayın Bildirici de bunları haklı olarak yayınladı. Yazının altında
bu sitenin okuyucuları tarafından , neden yayınladınız, yayınlanmasaydı gibi
yorumlar da yapılmıştı. Bence yayınlanması daha doğru bir davranış olmuştur.
Çünkü, biraz bilgisi ve birikimi olan insanlar, bu tür saldırı ve hakaretleri
daha net analiz etmeli, daha sağlıklı sonuçlar çıkarabilmelidir.
NOT: Bu yazı yazıldığı
sıralarda, Diyarbakır’da meydana gelen olayları protesto etmek amacıyla,
Antalya’da bedenini ateşe veren Aynur Yaşlı’nın hayatını kaybettiğini üzüntüyle
öğrenmiş bulunmaktayım (08.04.2006, saat: 12.000) Yazıyı kısa bırakmak zorunda
kaldım.
MUSTAFA ELVEREN