Müzik-Video

Konuk Defteri

İletişim Formu

 

 

Sivas Şehitleri

 

 

1 Ocak 2007 Tarihinden İtibaren HİT

BABAM`IN TAHTA PARA SANDIGINA SABOTAJ

Salih Göçer

Yil 1968,  Xellan Köyü Ilk Okulu'nu o yil pekiyi derece ile henüz yeni bitirmistim. Babamla birlikte binbir cile ile sırtımızda toprak tasiyip, yine aynı yöntemle köyün altında bulunan çeşmeden meşklere doldurduğumuz suları da hem sırtımızda ve hem de eşşeklerle  taşımak  suretiyle,  bu topragi camur hale getirip,  damlarimizi sivamistik. Koyümüz Kepur'da Agustos sicakliginda  döven cevrilip harman yaparak, tarlalarımızda mahsulümüzü bin bir cile ile almıştık. Eylül sonunda ise, Köyümüzün altindaki bol su harkindaki  bugdaylarımızı  yikayip,  cacim denilen kilimlerin üzerine serperek,  üc-dört günlügüne güneste kurutmak için birakırdık. Yıkanmış bugdaylari kuslardan korunmasi görevi genellikle biz cocuklara verilirdi. Kuslari kovalamak icin teneke caldigimiz da cok olurdu. En cok o aylarda hava beraklasir, dam üstünde gece bütün görkemiyle gökyüzündeki yildizlari, kopan yildizlari ve Samanyolu'nu seyredip,  kuslarin ve böceklerin cikardiklari seslerle birlikte uyumak çok zevkli oluyordu. Hele sabahin ilk isiklariyla uyanip ayranlarini yayan köy kadinlarinin meşk  sallamalari,  sanki  bir dügünde davul calıyormuş gibi sesleri  yayilirdi köyün ortasina..   Evleri tam evimizin karsisinda bulunan rahmetli Xani Silimin, Kürdçe'nin kurmanci şivesiyle "Dewar çu, .dewaran  berdin"  seslenişiyle uyanirdik.  Burada o güzel insan (Saygideger Hanim EMRE )'in adini anarken, kendisini saygi ve hürmetlerimi sunar, mekkaninin cennet olmasını dilerim.

Bugdaylarin kurutma isi tamamlayinca rahmetli annem bejingi alir bugdayları toplar bir bir elekten gecirerek icinde bulunan yabanci maddelerden,cakil,ot cöpleri ve toz topraktan elenerek arindirilip daha sonra cap dedigimiz bugday ölcme ölcegiyle bugdaylar kil cuvallarina doldurulup, agizlari kalind kil ipliklerle yine kalin sujin dedigimiz kalin cuvaldizla bugday cuvallarinin agizlari dikilir. Degirmene un haline dönüstürülmek üzere köy halkindan  amanet olarak alinan at, esek ve katirlara Desti Aşan'da bulunan su degirmenlerine ögütülmeye götürülür. Degirmenin basinda cok sevdigimiz ve deger verdigimiz  Desti Asan Köyü'nden Aliyi Memli (Ali KONAK) bulunmaktadir. O güzelim insani da saygi ve hürmetle anar, ruhu sad olsun. Mekani Cennet olsun. Rahmetli babamla köylülerimizden aldigimiz on , on bes at,esek ve katirlara bugdaylari yükleyip,  Desti Asan'a dogru yola koyulduk.

Neseliyim, .Sevicliyim. Bu isimi bitirince  Babam beni  artik   orta okula yazdiracak hevesiyle kendi kendime yolda türkü söyliye söyliye degirmene vardik. Bugdaylari hayvanlarin sirtindan indirerek degirmenci amcanin gösterdigi köseye bugday cuvallarini üst üste yigdik. Babam dedi:

-Saliyimin ben bu gece bugdaylari ögütüp un haline getirmek üzere degirmende nöbet tutmam lazim.Sen hayvanlari al eve götür, yarin sabah ayni hayvanlari tekrar getir, ögütülen unlarimizi yükleyip eve tasiyalim .

 

-Tamam, dedim.

Ben tasiyici hayvanlari bos önüme katara Kepur köyüme geri getirerek sahiplerine bir bir teslim edip, yarin sabah tekrar almak üzere tembih ettim. Ertesi gün ayni tasiyici hayvanlari alarak degirmende ögütülen unlari babam ve degirmenci amcanin yardimlariyla yüklüyerek evin yolunu tuttuk. Hele dedim  orta okul kaydimin yapilmasi icin yolda bir babamin fikrini alayim.

-Baba: Orta okul kayitlari baslamis beni ne zaman orta okula kaydedeceksin?

Babam biraz düsündü, ne desin bilirmisiniz?

-Saliyimin sen gel bu orta okul sevdasindan vazgec? Ya ne olacak? Bak oglum ben bu cevrede tek eski yazi hocasiyim. Gel ben ogluma eski yazi ezberleteyim, ben ölünce benim yerime sen devam edersin.

Bende o ara büyük bir öfke ve cesaretle:

-Yahu baba seninki de iş mi? Senede belki bir kisi ölmez? Ben acimdan mi ölecegim?

Zaten ben o seytan yazisina gicikligim vardi, babamin bir kac tane eski yazi kitaplarini odun sobasinda yakmistim. Bunun icin beni feci sekilde dövmüstü. Eve vardik unlarimizi hayvanlarin sirtinda tek tek indirdik. Ben herkesin hayvanini tek tek evlerine götürüp sahiplerine teslim edip, eve geri döndüm. Un cuvallarimizi iceriye tasiyarak, annemin daha evvel    hazirladigi toprak ambarlara doldurarak, köy cesmesinde su sitilimizi su doldurup altini atesle yakip suyunu isitip banyomuzu yaptiktan sonra eve gelip.annemin hazirladigi öglen yemeginin üzerine oturup yemegimizi yeyiyoruz.  O arada adamin biri kapidan iceri girdi. Selam hos besten sonra adami sofraya oturtturduk. Yemek isi bitince daha önce annemin odun közünden pisirip demledigi cayi getirdi cay  iciyoruz. Bu ara babam ve annem evimize misafir gelen adamin hal hatirini sorduktan sonra, Adam dedi ben filan köylüyüm.

-Bizim köyde filan kisi ölmüs. Siliman Hoca sen gelip kuran okuyup ölümüzü defin edecegiz.

Babam kurani Kerimi koltugunun altina sikistirarak, Ölü olan köye gite üzere adamla beraber yola koyuldular.

Babamin beni okutup cagdas ve ilerici  bir topluma malecdecegine, mantiksiz Tarihin en  derin  ve karanlik cöplügüne gömülmüs olan ikibin  yil öncesi mantigindan  hareket etmesi  beni son derece kizdirdigi kadar da üzmüstü. Annem bostan capalamaya ve sulamaya  cikmak üzere kölbikini eline aldi. Dedi:

-Saliyimin sen yorgunsun yat uzan. Ben bostan sulamaya gidiyorum.

-Tamam anne dedim. Sen git isine bak.

Evde yaliniz basimayim, Ne yapmaliyim babam Sili  Meho gercekten ciddi ve son derece samimi söylüyor.  Kendi kendime dedime; 

-peki keki ben sana yapacağımı bilirim

 Ilk okul dördüncü sinifta iken, ELAZIG-Keban Barajinda Söforluk yapan Amcam oglu, Mahmut ve Elektrikci olarak calisan  Kemal abilerim bize Elazig'dan bir mektup yazmislardi. O mektupda ev adresleri vardi. Bu mektubu hep kitaplarim arsina saklamistim. Evin kapisini iceriden üzerime kitledim. Amacim yatak tahtinin altinda, tahtadan yapilmis, babamin parasini icinde sakladigi agzi köc denilen asmali  kilitli duran sandigi, evin orta yerine cektim. Aletlerin icerisinde buldugum kelpetin ve keskin bir mustura ile asmali kiliti civilerinden sökerek actim. Hic kullanilmamis  havlularin icine sarili deste deste sakli yesil yüzlüklerden üc tanesini alarak, gerisini sandigi tekrar koyarak, civileri caktim  ve  eski haline getirip,  yerine koydum. Yeni gömlegimi ve yeni pantolonumu giyerek, O sene Pekiyi derece ile Xellan Köyü ilk okulundan aldigim diplomami ve yesil ücyüz Türk lirasiyle beraber annemin basörtüsünün icine sararak, gömlegimin altinda sikica belime dügümleyerek bagladim. Son suratla Hormek köyüne gidip, Karakocan ve Kigi Yollarini biribirine bagliyan ana yolda beklemeye koyuldum.

Aradan asagi yukari bir saatten fazla bir beklemeden sonra Kigi istikametten kirmizi basli MAN kamyonu göründü. Heyecanimdan tir tir titriyorum. Kamyon yaklasti, el kaldirdim yanimda durdu. Söfor sordu.

-Yavrum nereye gidiyorsun?

Dedim,

-Ridvan amca Elaziga..

Daha önce bir kac kez Karakocana Ridvan abiylen yolculuk yaptigim icin kensisini ismen tanirdim. Ridvan abi bana döndü dedi:

-Yavrum Ne isin var elazigda kaybolursun?

 -Hayir hayir,  ben kaybolmam aklim basimda  benim. Elimde adres var.

-Ama dikkat et yavrum. Sen cocuksun. Elazig da uckagitci, yankesicisii cok, parani elinde alirlar.

Bu arada  belimde cikardigim sarili paralari görmüstü, Hatta yüz lira cok para oldugu icin bozmasi mümkün görmedi ve beni Elaziga kadar komyonuyla bedeva götürmüstü. Yolda kendisine okuyup büyük Adam olacagim demis olamamdan dolayi beni cok sevmisti…

Hadi hadi oku da Adam olunca gelip bir cayini icerim.

Bende bu lafi unutmadim. Karakocan Askerlik Subesine Memur olarak geldigimde  Saygi deger Ridvan abimi Karakocan-Kigi garajindan bir gün yakaliyarak kendisini zorla Lokantaya yemek yemeye davet ederek.aramizda gecen meseleyi kendisine anlatmis ve bundan cok menun ve bahtiyar oldugunu söylemisti…Elazigda garajlara yakin bir yerde beni indirdi. Orada duran paytoncu amcaya yaklastim, elimdeki adresi kendisine gösterdim. Paytoncu dedi:

-Paran var mi?

Ben,

 -yok dedim.

 

-O zaman bu yolu düm düz takip et. Hic saga sola sapmadan asagi yukari dört  Kilometre gittikten sonra sag tarafta büyük sari binalar göreceksiniz, tam o binalarin karsisindaki sokaklardan biri olacak.

Paytoncu amcanin tarif ettigi sekilde oradan ayrilip.tam sekizbin adimimi sayara  sari binalarin yanina geldim. Kapidan  duran karayollari iscisine sordum. dedim;

 -Amca  ben Bu sokak, şu numarali eve gidecegim.

Adam dedi

-yavrum aha tam karsidaki birinci sokagin girisindeki ikinci ev olacak.

Kosarak adamin yaninda ayrildim. Kapiyi caldim. Beni karsiliyan saygideger yengem Mahmut abimin hanimi Arife Hanim.

-Vay Salih senmisin? Ne isin var?

Pesinde onun sesini duyan Kamel abimin Hanimi Saygideger Günes Yengem gelerek beni kucaklayip öptüler. O saygideger güzel yengelerimin adlarini burada  yazarken, ADANA-Ceyhanda oturan Mahmut abim ve Yengecigim Arife Hanima ve ELAZIG-Kirktutlarda oturan saygideger Kemal abim ve Günes yengecigime sonsuz sevgi, saygi ve hürmetlerimi bildiririm. Yengelerim basladilar beni sorguya,

-Ne isin var burda? kim seni yolladi?

Dedim;

-yenge acimda ölüyorum. Sizin sorulariniza cevap veracek  durumda degilim. Önce cok ac olan karnimi doyurunuz. Sonra size her seyi anlatacagim…

Biri domatesleri getirdi dogradi. Biri taze biberleri dogradi. Piknik tüpünün altini yakarak yagli tencerede yagi eritip icine biberleri kizartip daha sonra domatesleri ilave ederek  üzerine 8-10 tane yumurta kirarak güzel bir menen yemegi tam kivamina gelmisti ki o sırada rap tap Mahmut abimle Kemal abim Keban Barajinda islerini paydos ederek iceri girdiler. Onlar da benim gibi ac ve yorgundular. Hep beraber sofraya oturup taze somun ekmekleriyle Menemen ve yaninda ayraniyla karnimizi bir güzel doyurduk. Daha sonra demlenmis  olan cayimiz geldi ,cayimizi ictik. Dedim;

-Ha simdi sorun ne soracaksaniz?

Nasil geldin? Kim seni gönderdi? Nicin geldin? Gibi sorularina tek cavap olarak dedim:

-Mahmut abi al su üc adet yesil yüzlükleri. Babamin size cok cok selamlari var. Orta okul kayitlari kapanmadan  abilerin seni  acele olarak orta okula kaydetsinler. Sonra benim yagimi, cökelegimi, unumu ve kavurmami getirecek babam..

O gece beraber rahat bir uyku uyuduk. Araya Cumartesi pazar girdigi icin Mahmut ve Kemal abilerim Kebanda calismayip, haftalik izinlerini Elazigdaki evinde gecirmektedirler. Kemal abimle Mahmut abimin ELAZIG-Sürsürü Mahallesi Malatya yolu üzeri ELAZIG sehrinin tam cikis noktasinda.Karayollarinin karsisina tekabül etmektedir. Pazar günü beni Hülüman Köyünden Lise ögretmeni Süleyman TOPAL Beyle tanistirmak üzere evine götürdü. Tanistirip beraber Atatürk Orta Okulu bahcesine geldik. Süleyman Hoca dedi

-Salih seni yarin sabah saat tam 08.30``da burada bekliyorum. Sonra seninle Müdürüyete gider, elindeki Diplomanla Orta okula kayit islemlerini gerceklestiririz.

O gün Mahmut abim carsida bana takim elbise, yeni ayakkabi, giravat, Defter, Kitap ve kalemlerimi alarak cantama yerlestirip Sürsürü Mahallesi'ndeki evimize geri gelmistik. Sabah oldu,  abilerim Keban barajinda calısmak  üzere evden ayrildilar. Ben de cantami sirtliyarak iki kilometre yol yürüdükten sonra Elazig Merkezindeki Atatürk Orta Okuluna geldim. Okul bahcesinde Süleyman hocadan baska yakisikli delikanli bir erkek ögretmenle beni karsiladilar.Süleyman Hocanin yanindaki de ayni okulda Matematik Ögretmeni Cakan Köyünden Hebip CELEBI``dir. Hebip hoca da Ramazan abimin orta okul arkadasi oldugunu, bana bundan sonra göz ve kulak olacagini söylemesi üzerine cok duygulanmis ve sevinmistim. O her iki hocam Süleyman TOPAL Beyefendi ve Saygideger Hocam Hebip CELEBI``ye sonsuz sevgi ve saygilarimi yolliyorum.

Sonra babamlara haber salarak gerekli kislik erzaklarim pesimde kuzu kuzu geldi. Ilk yari yilina din dersinden tek zayif ile eve karneyi getirdim. Ikinci yari yilda Tekirdag-Ciflikönü Polis Karakolunda Polis Memuru olarak görev yapan büyük agabeyim Ramazan bey; Karakolun tam karsisinda oturan Macir Ziya ve Hayriye UYANIKOGLU Kizlarindan ortancasi olan Perihan Hanima asik olur ve o Yil evlenirler. Yengemi Annem ve babamla tanistirmak üzere o yaz Kepura getirir. Yengem de alti aylik  hamile.. Beni görünce cok sevindi. Dedi ;

-Ramazan benim erkek kardesim yok. Salih``i cok sevdim ve onu kardes olarak yanima alip okutturacagim.

Burada o degerli yengemin adindan bahsederken tüm ablalarimdan ve erkek kardeslerimden kendisini daha cok deger  verdigimi  her zaman sevgi ve saygimi eksiltmedigimi kendisi de  cok iyi bilir. Abim ve yengem  perihanla o  Yil tastikname ile TEKIRDAG-Namik Kemal Lisesine Kaydimi yaptirdim.

Anlasilacagi üzere okul hayatim da soyadim gibi Göcerek ELAZIG-Atatürk Orta Okulu-TEKIRDAG-Namik Kemal Lisesi-BINGÖL-Lisesi ve son olarak KARAKOCAN-Lisesinde .Okudum, ama zorla okudum. Babam beni okutmak istememesine ragmen zora dayali olarak, hirsizligi göze alarak babamin parasini gaspedip zorla okumam tüm ailem ve dostlarim beni taktirle karsiladilar.

Hayatta yilmadan yikilmadan, Hayatta insanca yasamak, Onurumca ve gururumla, direncimi ve umudumu yitirmeden; Bellleklerimdeki cesaretimi  yitirmeden, Atalarimin ve sehitlerimin bana biraktiklari mirasi kendime rehber alarak, Yasamimin her Alaninda basim dik alnim acigiylan cocuklarimi yoksul ve zalim ellerde kopararak, günesi batmiyan bir ülke olan Isficre Devletinin garantisi altina alarak, saglam temeller üzerinde dogana kadar Torunlarim direk Isficre Vatandasi olarak dogacaklarindan dolayi bu da benim icin gurur ve onur vericidir. Bundan daha güzel  sey ne olabilir? Tüm okurlara sevgi ve saygilarimla…

22 KASIM 2007-LUGANO-ISFICRE

Gomanli Meho Torunu: Salih GÖCER

.www.mehotornu.ch  - ÖZEL WEB GENEL YAYIN YÖNETMENI VE SAHIBI

 

24.11.2007 / Gomanweb
 

 

 

  Müzik-Video

Konuk Defteri

İletişim Formu