|
BABAM`IN TAHTA PARA SANDIGINA
SABOTAJ
Salih
Göçer
Yil 1968, Xellan Köyü Ilk
Okulu'nu o yil pekiyi derece ile henüz yeni bitirmistim. Babamla birlikte
binbir cile ile sırtımızda toprak tasiyip, yine aynı yöntemle köyün altında
bulunan çeşmeden meşklere doldurduğumuz suları da hem sırtımızda ve hem de
eşşeklerle taşımak suretiyle, bu topragi camur hale
getirip, damlarimizi sivamistik. Koyümüz Kepur'da Agustos sicakliginda
döven cevrilip harman yaparak, tarlalarımızda mahsulümüzü bin bir cile ile
almıştık. Eylül sonunda ise, Köyümüzün altindaki bol su harkindaki
bugdaylarımızı yikayip, cacim denilen kilimlerin üzerine
serperek, üc-dört günlügüne güneste kurutmak için birakırdık. Yıkanmış
bugdaylari kuslardan korunmasi görevi genellikle biz cocuklara verilirdi.
Kuslari kovalamak icin teneke caldigimiz da cok olurdu. En cok o aylarda
hava beraklasir, dam üstünde gece bütün görkemiyle gökyüzündeki yildizlari,
kopan yildizlari ve Samanyolu'nu seyredip, kuslarin ve böceklerin
cikardiklari seslerle birlikte uyumak çok zevkli oluyordu. Hele sabahin ilk
isiklariyla uyanip ayranlarini yayan köy kadinlarinin meşk sallamalari,
sanki bir dügünde davul calıyormuş gibi sesleri yayilirdi köyün
ortasina.. Evleri tam evimizin karsisinda bulunan rahmetli Xani
Silimin, Kürdçe'nin kurmanci şivesiyle "Dewar çu, .dewaran berdin"
seslenişiyle uyanirdik. Burada o güzel insan (Saygideger Hanim EMRE
)'in adini anarken, kendisini saygi ve hürmetlerimi sunar, mekkaninin cennet
olmasını dilerim.
Bugdaylarin kurutma isi
tamamlayinca rahmetli annem bejingi alir bugdayları toplar bir bir elekten
gecirerek icinde bulunan yabanci maddelerden,cakil,ot cöpleri ve toz
topraktan elenerek arindirilip daha sonra cap dedigimiz bugday ölcme
ölcegiyle bugdaylar kil cuvallarina doldurulup, agizlari kalind kil
ipliklerle yine kalin sujin dedigimiz kalin cuvaldizla bugday cuvallarinin
agizlari dikilir. Degirmene un haline dönüstürülmek üzere köy halkindan
amanet olarak alinan at, esek ve katirlara Desti Aşan'da bulunan su
degirmenlerine ögütülmeye götürülür. Degirmenin basinda cok sevdigimiz ve
deger verdigimiz Desti Asan Köyü'nden Aliyi Memli (Ali KONAK) bulunmaktadir. O
güzelim insani da saygi ve hürmetle anar, ruhu sad olsun. Mekani Cennet
olsun. Rahmetli babamla köylülerimizden aldigimiz on , on bes at,esek ve
katirlara bugdaylari yükleyip, Desti Asan'a dogru yola koyulduk.
Neseliyim, .Sevicliyim. Bu
isimi bitirince Babam beni artik
orta okula yazdiracak hevesiyle kendi kendime yolda türkü söyliye söyliye
degirmene vardik. Bugdaylari hayvanlarin sirtindan indirerek degirmenci
amcanin gösterdigi köseye bugday cuvallarini üst üste yigdik. Babam
dedi:
-
-Saliyimin ben bu gece bugdaylari ögütüp un haline getirmek üzere
degirmende nöbet tutmam lazim.Sen hayvanlari al eve götür, yarin sabah ayni
hayvanlari tekrar getir, ögütülen unlarimizi yükleyip eve tasiyalim .
-
-
-Tamam, dedim.
Ben tasiyici hayvanlari bos önüme katara
Kepur köyüme
geri getirerek sahiplerine bir bir teslim edip, yarin sabah tekrar almak
üzere tembih ettim. Ertesi gün ayni tasiyici hayvanlari alarak degirmende
ögütülen unlari babam ve degirmenci amcanin yardimlariyla yüklüyerek evin
yolunu tuttuk. Hele dedim orta okul kaydimin yapilmasi icin yolda bir
babamin fikrini alayim.
-
-Baba: Orta okul kayitlari baslamis beni ne zaman
orta okula kaydedeceksin?
Babam biraz düsündü, ne desin bilirmisiniz?
-
-Saliyimin
sen gel bu orta okul sevdasindan vazgec? Ya ne olacak? Bak oglum ben bu
cevrede tek eski yazi hocasiyim. Gel ben ogluma eski yazi ezberleteyim, ben
ölünce benim yerime sen devam edersin.
Bende o ara büyük bir öfke ve
cesaretle:
-
-Yahu baba seninki de iş mi? Senede belki bir kisi ölmez? Ben acimdan
mi ölecegim?
Zaten ben o seytan yazisina gicikligim vardi, babamin bir kac
tane eski yazi kitaplarini odun sobasinda yakmistim. Bunun icin beni feci
sekilde dövmüstü. Eve vardik unlarimizi hayvanlarin sirtinda tek tek
indirdik. Ben herkesin hayvanini tek tek evlerine götürüp sahiplerine teslim
edip, eve geri döndüm. Un cuvallarimizi iceriye tasiyarak, annemin daha evvel
hazirladigi toprak ambarlara doldurarak, köy cesmesinde su sitilimizi su
doldurup altini atesle yakip suyunu isitip banyomuzu yaptiktan sonra eve
gelip.annemin hazirladigi öglen yemeginin üzerine oturup yemegimizi
yeyiyoruz. O arada adamin biri kapidan iceri girdi. Selam hos besten sonra
adami sofraya oturtturduk. Yemek isi bitince daha önce annemin odun közünden
pisirip demledigi cayi getirdi cay iciyoruz. Bu ara babam ve annem evimize
misafir gelen adamin hal hatirini sorduktan sonra, Adam dedi ben filan
köylüyüm.
-
-Bizim köyde filan kisi ölmüs. Siliman Hoca sen gelip kuran okuyup
ölümüzü defin edecegiz.
Babam kurani Kerimi koltugunun altina
sikistirarak, Ölü olan köye gite üzere adamla beraber yola koyuldular.
Babamin beni okutup cagdas ve
ilerici bir topluma malecdecegine, mantiksiz Tarihin en derin ve karanlik
cöplügüne gömülmüs olan ikibin yil öncesi mantigindan hareket etmesi beni
son derece kizdirdigi kadar da üzmüstü. Annem bostan capalamaya ve sulamaya
cikmak üzere kölbikini eline aldi. Dedi:
-
-Saliyimin sen yorgunsun yat uzan. Ben
bostan sulamaya gidiyorum.
-
-Tamam anne dedim. Sen git isine bak.
Evde yaliniz
basimayim, Ne yapmaliyim babam Sili Meho gercekten ciddi ve son derece samimi
söylüyor. Kendi kendime dedime;
-
-peki keki ben sana yapacağımı
bilirim
Ilk okul
dördüncü sinifta iken, ELAZIG-Keban Barajinda Söforluk yapan Amcam
oglu, Mahmut ve Elektrikci olarak calisan Kemal abilerim bize Elazig'dan bir
mektup yazmislardi. O mektupda ev adresleri vardi. Bu mektubu hep kitaplarim
arsina saklamistim. Evin kapisini iceriden üzerime kitledim. Amacim yatak
tahtinin altinda, tahtadan yapilmis, babamin parasini icinde sakladigi agzi
köc denilen asmali kilitli duran sandigi, evin orta yerine cektim. Aletlerin
icerisinde buldugum kelpetin ve keskin bir mustura ile asmali kiliti
civilerinden sökerek actim. Hic kullanilmamis havlularin icine sarili
deste deste sakli yesil yüzlüklerden üc tanesini alarak, gerisini
sandigi tekrar koyarak, civileri caktim ve eski haline getirip, yerine koydum. Yeni
gömlegimi ve yeni pantolonumu giyerek, O sene Pekiyi derece ile Xellan Köyü
ilk okulundan aldigim diplomami ve yesil ücyüz Türk lirasiyle beraber
annemin basörtüsünün icine sararak, gömlegimin altinda sikica belime
dügümleyerek bagladim. Son suratla Hormek köyüne gidip, Karakocan ve Kigi
Yollarini biribirine bagliyan ana yolda beklemeye koyuldum.
Aradan asagi yukari bir saatten
fazla bir beklemeden sonra Kigi istikametten kirmizi basli MAN kamyonu
göründü. Heyecanimdan tir tir titriyorum. Kamyon yaklasti, el kaldirdim yanimda
durdu. Söfor sordu.
-
-Yavrum nereye gidiyorsun?
Dedim,
-
-Ridvan amca Elaziga..
Daha
önce bir kac kez Karakocana Ridvan abiylen yolculuk yaptigim icin kensisini
ismen tanirdim. Ridvan abi bana döndü dedi:
-
-Yavrum Ne isin var elazigda
kaybolursun?
-
-Hayir hayir, ben kaybolmam aklim basimda benim. Elimde
adres var.
-
-Ama dikkat et yavrum. Sen cocuksun. Elazig da uckagitci, yankesicisii
cok, parani elinde alirlar.
Bu arada
belimde cikardigim sarili paralari
görmüstü, Hatta yüz lira cok para oldugu icin bozmasi mümkün görmedi ve beni
Elaziga kadar komyonuyla bedeva götürmüstü. Yolda kendisine okuyup büyük Adam
olacagim demis olamamdan dolayi beni cok sevmisti…
Hadi hadi oku da Adam
olunca gelip bir cayini icerim.
Bende bu lafi unutmadim. Karakocan Askerlik
Subesine Memur olarak geldigimde Saygi deger Ridvan abimi Karakocan-Kigi
garajindan bir gün yakaliyarak kendisini zorla Lokantaya yemek yemeye davet
ederek.aramizda gecen meseleyi kendisine anlatmis ve bundan cok menun ve
bahtiyar oldugunu söylemisti…Elazigda garajlara yakin bir yerde beni
indirdi. Orada duran paytoncu amcaya yaklastim, elimdeki adresi kendisine
gösterdim. Paytoncu dedi:
-
-Paran var mi?
Ben,
-
-yok dedim.
-
-
-O zaman bu yolu düm düz
takip et. Hic saga sola sapmadan asagi yukari dört Kilometre gittikten sonra
sag tarafta büyük sari binalar göreceksiniz, tam o binalarin karsisindaki
sokaklardan biri olacak.
Paytoncu amcanin tarif ettigi
sekilde oradan ayrilip.tam sekizbin adimimi sayara sari binalarin yanina geldim. Kapidan
duran karayollari iscisine sordum. dedim;
-
-Amca ben Bu
sokak, şu numarali eve gidecegim.
Adam dedi
-
-yavrum aha tam karsidaki birinci
sokagin girisindeki ikinci ev olacak.
Kosarak adamin yaninda ayrildim. Kapiyi
caldim. Beni karsiliyan saygideger yengem Mahmut abimin hanimi Arife
Hanim.
-
-Vay Salih senmisin? Ne isin var?
Pesinde onun sesini duyan Kamel abimin
Hanimi Saygideger Günes Yengem gelerek beni kucaklayip öptüler. O saygideger
güzel yengelerimin adlarini burada yazarken, ADANA-Ceyhanda oturan Mahmut
abim ve Yengecigim Arife Hanima ve ELAZIG-Kirktutlarda oturan saygideger
Kemal abim ve Günes yengecigime sonsuz sevgi, saygi ve hürmetlerimi
bildiririm. Yengelerim basladilar beni sorguya,
-
-Ne isin var burda? kim seni
yolladi?
Dedim;
-
-yenge acimda ölüyorum. Sizin sorulariniza cevap veracek
durumda degilim. Önce cok ac olan karnimi doyurunuz. Sonra size her seyi
anlatacagim…
Biri domatesleri getirdi dogradi. Biri taze biberleri
dogradi. Piknik tüpünün altini yakarak yagli tencerede yagi eritip icine
biberleri kizartip daha sonra domatesleri ilave ederek üzerine 8-10 tane
yumurta kirarak güzel bir menen yemegi tam kivamina gelmisti ki o sırada rap
tap Mahmut abimle Kemal abim Keban Barajinda islerini paydos ederek iceri
girdiler. Onlar da benim gibi ac ve yorgundular. Hep beraber sofraya oturup
taze somun ekmekleriyle Menemen ve yaninda ayraniyla karnimizi bir güzel
doyurduk. Daha sonra demlenmis olan cayimiz geldi ,cayimizi ictik. Dedim;
-Ha
simdi sorun ne soracaksaniz?
Nasil geldin? Kim seni gönderdi? Nicin
geldin? Gibi sorularina tek cavap olarak dedim:
-
-Mahmut abi al su üc adet
yesil yüzlükleri. Babamin size cok cok selamlari var. Orta okul kayitlari
kapanmadan abilerin seni acele olarak orta okula kaydetsinler. Sonra benim
yagimi, cökelegimi, unumu ve kavurmami getirecek babam..
O gece beraber rahat bir uyku
uyuduk. Araya Cumartesi pazar girdigi icin Mahmut ve Kemal abilerim Kebanda
calismayip, haftalik izinlerini Elazigdaki evinde gecirmektedirler. Kemal
abimle Mahmut abimin ELAZIG-Sürsürü Mahallesi Malatya yolu üzeri ELAZIG
sehrinin tam cikis noktasinda.Karayollarinin karsisina tekabül
etmektedir. Pazar günü beni Hülüman Köyünden Lise ögretmeni Süleyman TOPAL
Beyle tanistirmak üzere evine götürdü. Tanistirip beraber Atatürk Orta Okulu
bahcesine geldik. Süleyman Hoca dedi
-
-Salih seni yarin sabah saat tam
08.30``da burada bekliyorum. Sonra seninle Müdürüyete gider, elindeki
Diplomanla Orta okula kayit islemlerini gerceklestiririz.
O gün Mahmut abim
carsida bana takim elbise, yeni ayakkabi, giravat, Defter, Kitap ve kalemlerimi
alarak cantama yerlestirip Sürsürü Mahallesi'ndeki evimize
geri gelmistik. Sabah oldu, abilerim Keban barajinda calısmak üzere evden
ayrildilar. Ben de cantami sirtliyarak iki kilometre yol yürüdükten sonra
Elazig Merkezindeki Atatürk Orta Okuluna geldim. Okul bahcesinde Süleyman
hocadan baska yakisikli delikanli bir erkek ögretmenle beni
karsiladilar.Süleyman Hocanin yanindaki de ayni okulda Matematik Ögretmeni Cakan
Köyünden Hebip CELEBI``dir. Hebip hoca da Ramazan abimin orta okul arkadasi
oldugunu, bana bundan sonra göz ve kulak olacagini söylemesi üzerine cok
duygulanmis ve sevinmistim. O her iki hocam Süleyman TOPAL Beyefendi ve
Saygideger Hocam Hebip CELEBI``ye sonsuz sevgi ve saygilarimi
yolliyorum.
Sonra babamlara haber salarak gerekli kislik erzaklarim pesimde
kuzu kuzu geldi. Ilk yari yilina din dersinden tek zayif ile eve karneyi
getirdim. Ikinci yari yilda Tekirdag-Ciflikönü Polis Karakolunda Polis Memuru
olarak görev yapan büyük agabeyim Ramazan bey; Karakolun tam karsisinda
oturan Macir Ziya ve Hayriye UYANIKOGLU Kizlarindan ortancasi olan Perihan
Hanima asik olur ve o Yil evlenirler. Yengemi Annem ve babamla tanistirmak
üzere o yaz Kepura getirir. Yengem de alti aylik hamile.. Beni görünce cok
sevindi. Dedi ;
-
-Ramazan benim erkek kardesim yok. Salih``i cok sevdim ve onu
kardes olarak yanima alip okutturacagim.
Burada o degerli yengemin adindan
bahsederken tüm ablalarimdan ve erkek kardeslerimden kendisini daha cok
deger verdigimi her zaman sevgi ve saygimi eksiltmedigimi kendisi de cok
iyi bilir. Abim ve yengem perihanla o Yil tastikname ile TEKIRDAG-Namik
Kemal Lisesine Kaydimi yaptirdim.
Anlasilacagi üzere okul hayatim da soyadim
gibi Göcerek ELAZIG-Atatürk Orta Okulu-TEKIRDAG-Namik Kemal
Lisesi-BINGÖL-Lisesi ve son olarak KARAKOCAN-Lisesinde .Okudum, ama zorla
okudum. Babam beni okutmak istememesine ragmen zora dayali olarak, hirsizligi
göze alarak babamin parasini gaspedip zorla okumam tüm ailem ve dostlarim
beni taktirle karsiladilar.
Hayatta yilmadan yikilmadan, Hayatta insanca
yasamak, Onurumca ve gururumla, direncimi ve umudumu
yitirmeden; Bellleklerimdeki cesaretimi yitirmeden, Atalarimin ve
sehitlerimin bana biraktiklari mirasi kendime rehber alarak, Yasamimin her
Alaninda basim dik alnim acigiylan cocuklarimi yoksul ve zalim ellerde
kopararak, günesi batmiyan bir ülke olan Isficre Devletinin garantisi altina
alarak, saglam temeller üzerinde dogana kadar Torunlarim direk Isficre
Vatandasi olarak dogacaklarindan dolayi bu da benim icin gurur ve onur
vericidir. Bundan daha güzel sey ne olabilir? Tüm okurlara sevgi ve
saygilarimla…
22 KASIM 2007-LUGANO-ISFICRE
Gomanli Meho Torunu: Salih
GÖCER
.www.mehotornu.ch -
ÖZEL WEB GENEL
YAYIN YÖNETMENI VE SAHIBI
24.11.2007 / Gomanweb
|