Müzik-Video

Konuk Defteri

İletişim Formu

 

 

Sivas Şehitleri

 

 

1 Ocak 2007 Tarihinden İtibaren HİT

GECMISTE DERSIM`DE İHANETIN MÜKÂFATI VE YARIN TüRKIYE KüRDISTANIN`DA IHANETIN SONU NE OLACAK ?

HAZIRLIYAN: Gomanlı Meho Torunu Salih GöCER
KALEME ALINDIGI YER VE TARIH : LUGANO-18.12.2007


İki şahis, Amca ve yeğen:
Biri diz çökmeyip devlete kafa tutup başı dik darağacına giden aksakalı bir dede.
Biri sırtı sıvazlanan üç kuruşa haysiyetini gururunu satan, yiğitlerin başını koparıp düşmanına sunacak kadar vahşileşen, yaptıklarının bedeli vahşi bir trajedi ile ödeyen orta yaşli biri.
Bu trajik olyın tanıklarindan Sey Rıza´nın torunu Cemile anlatiyor.

-Adın ?
-Cemila.
-Baba Adı ?
-Şıxhesen.
-Dede adı ?
-Sey Rıza.

DEDEMİ ASTILAR

Dedem Dere Laçina'daki katliamdan sağ kutrulmuştu. Sonra Erzincan Valisi iki elçi ile ona bir mektup yolluyor. Dedem bir katıra binerek Tılage'li Rızé Bért'i ile Erzincan valisiyle görüşmeye gidiyor. Yolda tanınmasın diye başını bir puşi ile sarıyor. Erzincan yolu üzerinde bir köprü de nöbet tutan askerler ile karşılaşıyorlar. Askerlere dişi ağrıyan bir köylü olduğunu ve doktora gitmek istediğini söylüyor. Puşi açan askerler aksakallı biri olduğunu görünce şüphelenip sorguya çekiyorlar. Üst aramasında bir tabanca çıkınca tutukluyorlar. Dedem Sey Rıza olduğunu ve Erzincan valisiyle görüşmek için geldiğini itiraf ediyor. Erzincan'dan Elazığ'a götürürlerken dışarda toplanan halka doğru dönerek "Yalancı hükümet!" diye bağırıyor. Daha sonra ey Erzincan ben bir tek Rızoyum seni üç defa kurtardım. Sen beni bir defa kurtaramadın. Dileğim o ki sen zelzele
olasın diyor.
Dedemi 37'nin sonbaharında Elazığ Buğday meydanında astıkları zaman yetmiş yaşını aşkındı. Halvoriye toplantısını gerekçe gösterip yedi aşiret reisini de onunla beraber astılar. O zaman hapishanede gardiyan Mustafa ismin de bir adam varmış. Dedem asılmadan evvel onu çağırıp demiş ki: ''Mustafa; bu paltomu al, içinde sol omuz içinde dikilmiş altınlar var. Bunlar annenin sütü gibi sana helal olsun. Çünkü bana çok hizmetin oldu. Yalnız benim konuştuklarımı bizim insanlara anlat".
Mustafa sonradan bizim aileden birini çağırdı, dedi ki, Sey Rıza hapishanede iken bir adam geldi. Bu adam Dersimli idi ve onların üzerine ifade vermek için çağrılmıştı. Sey Rıza bu adamı yanına çağırdı; dedi ki:
-Sen bir zamanlar davar tacirliği için bizim eve geldin. Şu kadar keçi aldın, parasını ödemedin, doğrumu ?
Adam Sey Rıza'yı onaylayınca, Sey Rıza dedi ki:
-Borcunu öde öyle git ifade ver.
Adam cebinden bir miktar kağıt para çıkardı, Sey Rıza'ya verdi. Sey Rıza paraları alıp saydıktan sonra yırtıp yere attı. Sonra bir adam Ankara'dan geldi. Sey Rıza onu görünce:
-Sen Ankara'dan beni asmaya mı geldin ?
Adam başı ile onaylayınca, Sey Rıza o adama dedi ki:
-Sen Ankara'ya gidince, deki : Ben senin hile ve yalanların ile başa çıkamadım, bu bana dert oldu. Ama; bende senin karşında diz çökmedim ya, bu da sana dert olsun.
Sey Rıza Dar ağacına yürürken de dedi ki.
-Evvladé Kerbelayme, be xetayme, ayıbo, zulmo, qetılo...!
Dedemi astıktan sonra da cesedini yakmışlar, külünü Çorçuk köyü tarafında bir dağa serpmişler. Demişler ki: "Bu adamın cesedi yakılmazsa, bunun mezarının üstünde ot yeşerir. Bu otu yiyen keçi ve koyun gibi hayvanlar süt verir. Bu sütü içen insanlarda Sey Rıza gibi düşünürler, yarın öbür gün başımıza bela olurlar"

RAYBER Alisér ve zarife´yi öldürdü

Seyit Rıza'nın karargahı Halvori-Vank bölgesinde, Alişér'in ise Ağdat'ta Tujik Dağı eteğindeydi, ailesi de yanındaydı. Rayber sık sık Alişér'le görüşüyordu ve Seyit Rıza'nın bütün planlarını biliyordu. Bu planlardan biri de, daha fazla kan dökülmemesi için Alişér'in Rusya, İran veya Irak'a iltica ederek Fransa ve İngiltere hükümetlerinin aracılık etmesini sağlamaktı. Rayber, Alişér'in savaş bölgesinden ayrılmasından bir gün önce sekiz arkadaşıyla birlikte Alişér'e misafir oldu. Ve o gün, takvimler 9 Temmuz 1937'yi gösterirken, Rayber, 75 yaşındaki Alişér ile eşi Zarife'yi öldürüp başlarını keserek Türk ordusuna teslim etti... Ki yiğit bir savaşçıydı Zarife... Alişér ile Zarife'nin katledilmesi hem Seyit Rıza'yı hem de diğer aşiretleri derinden etkiledi. Bu durum, Türk birliklerine karşı daha derin tepkilerin gelişmesine ve bazı birlikte hareketlere neden oldu. KaynakNuri Dersim, Kürdistan Tarihinde Dersim, s. 269).

RAYBER'IN AKİBETİ

38'in yazı ayları idi, Xaçeliye köyünde kalıyorduk. Rayber eşi Menese'den sonra ikinci bir hanım ile evlenmişti. Yeni eşi; Xozatlı Memed Alie Weş'in torunu idi. Rayber; bir gün Sin karakoluna
gidip geldi. Eşini çağırdı, dedi ki:
-Sin'e gittim, her taraf karınca gibi asker kaynıyor. Gökten yağmur yağsa, bir damlası yere düşmez. Her tarafa çadır kurulmuş. Müdür de beni çağırdı, dedi ki. "Rayber, Bu asker dağı taşı tarayacak, Dersim'in dağında bir canlı insan kalmayacak. Eğer beni dinliyorsan, git oğlun Ali Heyder'i de al gel. Ne kadar kıymetli eşyan ve paran varsa getir bana teslim et, ben sizi kurtaracağım.
Rayber o gece bütün kıymetli eşyasını getirip bir heybeye koydu.

Kaynanam;
Yarıcılara da haber ver, yarın her evden birer kişi katır alsın bizim ile Deste'ye gelsin.
Kaynanam Zekina çok zeki ve gelecekte olacakları tahmin edebilen bir kadındı. Sabah hemen Polat'ı alıp saklanması için dağa yolladı. Rayber'in on sekiz yaşında bir oğlu vardı, adı Ali Heyder idi. Ama dünya da onun gibi yakışıklı yoktu, babayiğit ve zeki bir delikanlı idi. Ali Heyder teslim olma taraftarı değildi, kaçmak istedi babası bırakmadı. Babası; müdürden söz aldığını kendilerine zarar gelmeyeceğini anlatıp ikna etti. Rayber evini katırlara yükledi, Cemila, Abas Teslim'in annesi Ana Zeynebe ile yola düşüp gitti. Yol Boruca ile Metersa'dan geçiyor. Qeremané Memedi, Salman Ağa ve Xeycan Xatune Boruca da yola çıkıp onları karşılıyorlar. Rayber'e diyorlar ki:
-Rayber..! Sen düğüne mi gidiyorsun ? Bu biricik oğlunu, ihtiyar kadınları ve kızları alıp ölüme götürüyorsun. Bu sevdadan vazgeç, sen hala akıllanmadın mı?
Rayber söylenenlere kulak asmıyor, yola devam ediyor. Ama, Salman Ağa çok gayret sarfedince, Cemila, Polat ve Abas'm eşya ve davarlarını Zenka'ya geri yollamayı başarıyor. Rayber; inatla yola devam ediyor, Deste'in tepesinden çıkınca, doğru müdürün çadırına yöneliyor. Elinde bulunan altın ve değerli eşya dolu heybeyi nahiye müdürü'nün çadırına indiriyor. Ali Heyder dükkana girip atına yedirmek için bir kilo çigitsiz üzüm alıyor. Atını götürüp kazığı yere çakıp yemliğine üzümleri koyup geri dönüyor. Dönüşünde çığlık sesleri duyuyor. Sesin kendi babasına ait olduğunu anlıyor ve o yöne doğru koşuyor. Bakıyor ki bir çadırın içinde, askerler babasını bir battaniyeye sarmışlar karşılıklı tutmuş sallıyorlar. Etrafında duran askerlerde battaniyenin içindeki babasını süngülüyorlar. Her süngüleyiş ce yanında bulunan Diyab Ağa'nın kızı Ana Zeynebe bağırıyor. O, bağırdıkça sesi duyulmasın diye etrafındaki askerlerde bağırıyor. Ali Heyder; korkunç infaz sırasının kendisine de geleceğini anlıyor. Atına doğru koşup yere çakılı kazığa asılıyor, kazık çekilmeyince zaman kaybediyor. Onu kovalayan askerlerin yaklaştığını görüyor ve yaya kaçmaya çalışıyor. Şimdi kışla yapılan ve yatılı okul olan yere yakın bir yerde nöbet tutan bir er ateş edip, Ali Heyder'i vuruyor, ama yaralı kalıyor. Askerler onu ayaklarından tutup yerde sürükleyerek, babasını öldürdükleri yere kadar çekerek getiriyorlar, orda ölüyor.
Rayber'in gittiği gün beraberindekiler ile öldürüldükleri haberi Zenka'ya ulaşınca hepimiz davarlarımızı malımızı bırakıp tekrar ormanlara, dağlara kaçtık. Polat ile ablam Nare Ağdad'a gittiler. Er Mıstafa onları alıp Koe Birmo tarafına götürüp saklamış. Biz üç gün ormanda kaldıktan sonra Rengule de Ismaile Heseni'nin evlerinin altında ki sığınakta saklandık sığınak dar bir yerdi, rahat hareket edemiyorduk. Bize iki adet palaz serdiler, üç tutam mum verdiler yirmi dört saat kaldık. Ertesi gün Ana Melek'i gelip çıkış yerine konan taş salı tıklattı, dedi ki:
-İki adet atlı asker dört nalla Mezela Laike Ağay'de çıktı buraya doğru geliyorlar. Ya bizi katledecekler, ya da geçip Muskurage tarafına geçip Koe Bokıre'ye gidiyorlar. Becerebiliyorsanız, burdan çıkıp kaçın.
Sığınağın üstündeki salı devirdik. Çıkış yeri dar olduğu için teker, teker sürünerek sırtüstü veya yan çıkabiliyoruz. Zaman kaybetmemek için acele ediyoruz, ve atlı askerler bize çok yaklaşmışken onlara görülmeden evlerin arkasındaki dereden batıya doğru kaçmaya başladık. Biz Rengule sakinleri ile beraber kaçarken, korku ve heyecandan çocuklarını bırakanlar oldu. Dere Bend'ye kavuştuğumuzda Xele Lıl'i gelip bize yetişti, dedi ki:
-Kendinizi boşa yormayın. Gelen askerler Salman Ağa'yı öldürmüşler. Koe Bokıre'ye geçtiler.

O sirada Dersimde one cikmis isimlerden biride Seyit Rizaydi. Bati Dersimde cok taniniyordu. Saygin bir yeri vardi. Yine Bati Dersimde Mico ve Diyap aga ile Idare Aga onemli isimlerdi. Rus Turk savasi 1917 de ki Ekim Devrimi sonrasi Aralik 1917 de Erzincan Antlasmasi sonrasi bitti. Yeni durum Osmanlilara psikolojik ustunluk sagladi. Rus askerleri cekileceklerdi bosaltiklari yerlerde Turk, Ermeni ve Kurtlerden olusan Sovyetlerin kurulmasina onayak oldular. Dersim veya Erzincan Sovyeti olarak adlandirilan olusum ortaya ciktiysada uc ay sonra Rus askerleri cekildikten sonra Turkler yine Islam kardesligi adiyla tum alanlari savas oncesi yerlere kadar isgal etti. Erzincan ( Dersim) Sovyetini olusum asamasindayken yok ettikleri gibi Turk yoneticilerini idam ettiler. Dersimlilerden olusturduklari birlikler Turk askerlerinin onunde Ermenileri kovaladilar. Seyit Riza Tercan'a kadar bu birliklerin basinda bulundu.
Daha sonra Osmanli devletine egemen olan Kemalistlerin iktidar savasi yillarinda Dersimin taninmis agalarindan Mico ve Diyap agalar Kemalistlerin yaninda yer aldilar. Onlari yalanlarina kandiar. Seyit Riza Kemalistlerle uzlasmadi. Kocgiri baskaldirisi sirasinda mucadeleye katildi. Kemalistler iktidar oldugunda kendisinden istenilen Alisir ve Alisan beyleri teslim etmedi.
Seyit Riza Azadi orgutunun onemli calisanlarindan biri olan Seyh Sait'in oglu Ali Rizayla goruserek bir ayaklanma durumunda yapilacaklari konustular.
1925 Ayaklanmasi sirasinda Sivas ve Erzincan cephesinde yerini alacakti ama ayaklanma aniden baslayip kisa surede denetim altina alininca yeni bir cephe acmalari asiretler arasinda tartismalarda eklenince sonucsuz kaldi. devlet bu ayaklanma sonrasi Kurdibtan icin yeni tedbirler alir. Bir daha isyan cikmamasi ve Kurtlerin asimilesine yonelik yetkililer bolgeye yollanilir. Ermeni soykirimcisi A. Renda'nin raporu baz olarak alinir. Oncelikle diger bolgelerde devleti denetimi saglanilacak sonra Dersim'e yonelik plan hayata gecirilecekti. Ama bu arada Cemisgezekte ki basta Kocan asireti uzerine tedip uygulanacakti.
Kocanlilar uzerine baska bazi Dersim asiretleriyle birlikte katliam yapilir. 'Bizim isimiz sadece Kocanlilarla " denilerek tek tek asiretler ikna edilmeye calisilir. 1926 katliamlarindan sonra 1930 da pulumur cevresinde tedip yaparlar.
Turk devleti 1935 de Dersimi yola getirmek icin dugmeye basar. Tunceli Kanunlari adi altinda harekete gecer.
Tunceli adi altinda il kurarlar. Cok genis yetkilerle donanmis valilik Elazigdaki Ordu komutani Ganeral Alpdogan'in emri altinda planlarini hayata gecireceklerdi.
Dersim asiretleri arasinda bir hareketlilik baslar. Devlet cevrede soygunlar duzenleyen "kollari" bahane ederek Dersimi basinda karalamaya baslarlar. Medeniyet adi altinda aslinda kendi egemenliklerini olusturmanin bir parcasi durumundaki yol, karakol ve okul yapimina karsi cikanlari medeniyet dusmani olarak sunarlar. Ic kamuoyu boylelikle olusturulur ama dis kamuoyu bunun ne anlama grlrcegini biliyordular.
Dersim asiretleri kusatma altinda ki bir yil boyunca istenilen ic birliklerini saglayamazlar. Zaten asiret toplumlarinda bu cok zordu. Bu arada Dersimin onemli bir cok savascisi karanlik bir sekilde katledilir. Asiretler arasindaki dusmanliklari artmasina yonelik devletce cabalar verilir. Bazi asiretler arasinda direnme karari ciksada bazilari Turklerce ikna edilirler. Bazilari tarafsiz kalacaklarini aciklarlar.
Devlet bu arada silah topamaya calisir. 100 binden fazlz silah toplanilir. Vergi, asker ve aralarindaki Ermeniler kendilerinden istenilir. Bati Dersimde yasak alanlar olusturulur ve daha sonrada Dersimde isyan varmis gibi gostermek icin bazi askeri birlikler provakasyonlara baslarlar. Yusufan asireti bolgesinde bir bayana sarkintilik eden subay ve askerlere yonelik catisma gerceklesir. 21 Martta Pah koprusu uzerinde ki kopru atese verilince Devlet isyan cikti diyerek daha once hazirlijlarini tamamladigi katliamlara baslarlar. Elbette bunlara yonelik direniste baslar. Tamamen kendilerini korumaya yoneliktir. Ortada bir isyan yoktur. Zulme karsi cikistir.
Dersim bir direnis yeri oldugu kadar ic catismalarininda yaygin oldugu bir yerdi. Direnisin onemli ismi Aliser Rehber ve Zeynel Top'un isbirligi sonucu esi Zarifeyle birlikte katledilir. Daha sonra Bahtiyarlarda Sahan aga ve digerleri benzer sekilde Dersimli ihanetciler tarafindan katledilirler.
Seyit Riza hedef oldugundan Dersim disina cikmak ister. Bazilari Erzincan valisinin kendisiyle gorusme istegi dogrultusunda gittigini yazsalarda -bu konu taniklarin farkli anlatimi nedeniyle tartismalidir- yakalanir ve duzmece bir mahkemede Ataturk Elazig yakinlarindaki Yolcati tren istasyonundayken katledilir.
15 Kasim 1937 de Elazigda basta Seyit Riza, oglu ve arkadaslari idam edildikten sonra artik Dersim sorunu bitmis gozuyle bakiliyor.

Ama dokulen kanlari yeterli gormediler. Kisin gecmesinden sonra once kucuk capli katliamlarina devam ettiler Mayis ayinda daha once yasak bolge ilanettikeri yerlerin disinda tum ic Dersim alaninda katliamlarini genisletme kararini alarak uygulamaya gectiler. Iste bu nedenledirki 1937 de baslatilan vahset halk arasinda 38 olarak anilmaya baslanildi

Yasak alanlarda egemen olan devlet ileride yine kendilerine karsi direnisler olmasi diye katliamlarina devam karari almislardi.
1937 de Dersimde ki soykirimin ki basbakani Ismet Inonuydu. Genel Kurmay Baskanida Fevzi Cakmakti. Esas planlayicisida M. Kemal'di. 1938 basbakan olan Celal Bayar bu plani yine Ataturkun istegi dogrultusunda hayata gecirir. Inonu bu plana karsi cikmamistir. Sonraki yillarda da bu tarz bir aciklamasi yoktur. Bazi Dersimliler arasinda Inonunun sucu yoktu aciklamari gercegi yansitmamaktadir.
Dersim Tunceli olarak yapilsada yine herzaman demokrasiden yana zulumlere, haksizliklara karsi cikti. Somurusuz bir dunyananin bir parcasi olmaya devam etti. Yine kendi icinde bazi olumsuzluklari tasiyarak. Seyit Riza olume yigitce gitti. Somurgecileri lanetledi. Aradan gecn yetmis yilda Dersim hala 1935 yasasina gore idare edilmeye calisiliyor. Halk goce zorlaniyor. Halk arasinda iletisimsizlik olsun diye guzel cografyada barajlar yapiliyor. Siyanurle altin arama yapilmak isteniliyor. Dersimlilere barbarlik yapan cagdisi zihniyetle yaklasan Turk Devletinin sovenler ve somurgecileridir.Ittihati-i Terraki ve Fasist Kemalizim,Kürdistan,Ermenistan ve Anatolia``yi Zorla Türklestirmek icin Jenosit ve asimilasiyon programini insanlik tarihinden gérèlmemis bir barbarlikla uygulamalarinin nedeni bu cografyada Türk diye bir halkin olmadigini cok iyi bilmelerinden kaynaklaniyordu.Bunu gayet cok iyi biliyorlardi. Bundan dolayidir ki ASIMILE ettigi Kürt,Ermeni,Yunan,Cerkez Vs.Aydinlara ismarlama Türk tarihini yazdirdilar !!! Bu sahte ve sahtekar Tarihin Kapikuleden öteye gecerli olamiyacagini bile bile uyduruk orta asyadan göc etme,gibi bahneler uyduraramlari buna ihtiyaclari vardi.Bunun icin temel hedefleri;Kürdistan,Ermenistan ve Anatoliahalklarinialcakca ve barbarca soykirimlardan gecirmek ve kalanlarini ise beyinlerini yikayip,hafizalarini silmekti.Tam seksen yildir bu politikalarini cok iyi uyguladilar.Kendilerini Türk diye lanse eden bütün kesimler aralarindaki farkli celiskilere ragmen,KEMALIZIM,TüRK ULUSU Projesini Anatolia,KüRT,ERMENI,RUM,CERKEZ Ve diger Milliyetlere empoze ettiler.Ulusal haklarini savunan kesimleri,Emperyalizim usaklari ve ilkel Milliyetci diye distaladilar.Kemalist Ideolijiden kaynagini alan Islamci,Solcu,Demokrat,Liberal Vs.Kesimler Mazlum Kürt Halki icerisinde büyük tahribatlar yaratmalarina ragmen tümünü degi halklar gibi esaret altina alamadilar...
Sömürgeci Türk devletinin bu uygulamalarına paralel, İslami kesim Ümmetçilik adı altında Türk-İslam sentezi, Solcu kesimler ise Kürt halkı içersindeki dinsel mezhep Alevi-Şafii çelişkilerine oynadılar. Antep, Maraş, Malatya, Sivas, Elazığ..vs şehirlerde, Kürt Alevi kesimleri içersinde Mardin, Siirt, Diyarbakır Şafii Kürtlerin anti proğanadası yapılacak çelişkiler derinleştirilip, Alevilik Türklüğe mal edilmeye yada Aleviler Kürt ulusal kimliğinden uzaklaştırılıyordu.

Son dönemlerde, Türkiyeda başlayan DNA gen araştırma ile soy-sop arama merakı, Türk Halkı yada Türk ulusu kavramını tuz buz ediyor. Türk lüğün ne ucube garip bir uydurma yaratık hikayesi olduğu diğer bir deyimle Türk ulusu, Türk milleti diye bir millet olmadığı bilimsel verilerle ortaya konuluyor.

Türk ulusu, Türk halkı teorisini ortaya atanlarında böyle bir halk olduğu konusunda inançları yoktu, ama sorun bu değildi. Temel sorun, Kurdistan, Anatolia ve Ermanistan ülkesinin yerli halklarını yok etmek, soykırımdan geçirmek ve bu temel üzerinde kendi devşirme konumlarını örtbas edecek bir şeye ihtiyaçları vardı. Tam bu noktada Ortaasyadan gelme Türk boyları teorisi ortaya atıldı. Oysa Ortaasyadan gelen yer-yurt kavramını bilmeyen, Kültür ve uygarlıktan uzak, yaşamlarını at sırtında halkları talan eden, her tarafı yakıp yıkan bu grup yada grupçukların temel özellikleri lejyonerlikti.

Bu grup ve grupçukların, Kurdistan, Ermenistan ve Anatolia da tek bir dikili bir taşları ve toprak için dökülmüşbir damla alın terleri bile yoktu. Olmayan bu ucube yarattığa bir geçmiş, kültür, tarih, dil, uygarlık gerekliydi. Bunun içindir ki önce bu toprakların esas sahipleri yok edilmeli yada kendilerine Türk deyip asimile ( beyaz jenosid) olmalıydılar.

Türklük yada Türkiye liliğin gerçekliği buydu ve bu temel üzerinde, diğer halkların imha ve inkarı üzerinde inşaa edildi. Bu gerçekliği dile getirmenin ırkçılık yada milliyetçlikle hiç bir ilgisi yoktur. Biz bu coğrafyaya Türkiye yaşayan halka da Türk desek bile bilimsel olgular bunu red ediyor. Bilimsel olgular bu coğrafya da yaşayanların başka yerden gelmediklerini gelenlerin oranının % 5-10 u geçmediğini ifade ediyor

Bugünkü Alevi topluma bakalim;Ulusal onurlu Kürt kimligini bir tarafa atarak sirf Alevi kimligini öne cikartmak,Ulusal davadan kacmak anlamina gelir.Görüyorum bugünkü cem evlerinde.sizde görèyorsunuz.Her kes görüyor ne yaptiklari?Bir toplumu toplum yapan o toplumu ceviren ve biribirine kenetleyen degerlerdir.Bazen éyle anlar olur ki:o degerlere sahip cikmak ve konumlarini korumak gérevi dèser toplumda o degerlerin var olduguna inanan ve o degerlere sahip cikmak istiyen kisiler,Ama her zaman hersey dèzende yèrèyecek diye bir kaide de yok.Her zaman insanlarin arasina kendi menfati icin nifak sokan Izzetin DOGAN gibi alcaklar cikacaktir.Bir toplumun kanayan en büyük yarasitoplum insaninin biribirlerini anliyamayip,careyi toplum disindaki mihraklardan aramalaridir.Bunu yaparken de etik kurallara sigmiyan bir tutum sergilemeleridir.Alinan bir gözdaginin kisiyi uslandiracagi fikir kadar basit ve kokmus birdüsünce daka yoktur bu yeryüzünde.Böyle bir durumun yaratilmasi gözdagina maruz kalmis kisiyi bilakis uslandirmaz daha da alevlendirir.Ama careyi bazi güclerde arayan Menfatci asalaklar bunu anlayamazlar.Zira anlasalardi careyi aradiklari yerin onlar icin ne kadar ters bir yer olduklarini anlarlardi.Kücük bir toplum olmamizda midir?Yoksa büyüklük kavramini anlamak istemedigimizden mi??? Biz biribirimizi bir türlü anlamayi beceremedik ve istemedik de!!!Her zaman bir basariya bir kuyruk baglayip onu geri kalmisligin karanlik dehlizlerde mahküm kildik.Gelecekte Türkiye Kürdistandaki tüm ihanetcilerin akibetlerini hep birlikte görecegiz!!! Saygilarimla...Salih GöCER

NOT:Bu yazimi hazirlanirken kaynak olarak Nuri Dersim Kitaplarindan okuduklarimi ve birazda kendi düsüncelerimi toparlayarak kaleme aldim.Saygilarimla...Gomanli Meho Torunu:Salih GöCER

Meho Torunu: Salih GöCER
-18.12.2007
 

 

  Müzik-Video

Konuk Defteri

İletişim Formu