Müzik-Video

Konuk Defteri

İletişim Formu

 

 

Sivas Şehitleri

 

 

1 Ocak 2007 Tarihinden İtibaren HİT

MAZLUM DOĞAN`IN ANISINA

Hamit Baldemir (Aktuelbakis.com)

Mazlum Doğan`ın cezaevinden kaçırma girişimi ile ilgili kimi anlatımlar okudum. Bu anlatımlardan benim de adım geçiyordu. Ancak anlatımlarda bazı kareler yerine oturmamıştı. Yanlış bilgilendirme ve araya epey zamanın girmiş olması, kimi unutkanlıklar ; böyle  eksik veya yanlış anlatımlara yolabiliyor. En önemlisi ilegal koşullarda tam bilgi edinmek veya bilginin doğruluğunu test edebilmek her zaman mümkün olmuyor. O dönem ilegaliteye ve gizliliğe çok dikkat eden PKK gibi bir harekette;  yaşanmış bir olay hakkinda, ilgili kişiler ve kurumlar dışında net bilgi alabilmek olanaksız gibiydi. Ama konuyu değişik bir vesile ile gündeme getiren arkadaş da zamanın da yetkili ve önemli görevler aldığını söyleyen bir arkadaş.  Bilgileri parti kaynaklarından almış olsa da bazı bilgilerin yanlış olduğunu gördüm. Olayla direkt ilgili olmasam da; olaya katılanları yakından tanıyorum. Yani kaçırılma olayına katılanları (...) Mazlum`un ölümsüzleşmesinin yıldönümü olan 21 Mart  vesilesiyle, olayı anlatmakta yarar  gördüm.


 Konunun güncel  olmadığını biliyorum. Ne var ki, Mazlum gibi bir yoldaşın ve devrimcinin başında geçen bir olay insanların ilgisini çekiyor. Ve bir  meraka yolaçabiliyor. Tarihe mal olmuş bu önder devrimci kişiliği merak etmek de çok normal. Bilindiği gibi Mazlum efsaneleşmiş kişiliklerin başında geliyor. Dolayısıyla onun yaşamını, sadece politik yaşamını değil, bir insan olarak yaşamını  da halkımızın bilmeye hakkı vardır. Bu olay da, onun yaşamında önemli ve talihsiz bir olaydır. Çünkü kaçırma girişimi basarısız oldu. Bu kaçırılma girişimi başarılı olsaydı; belki bugün Mazlum Doğan aramızda yaşıyor olacaktı. Onun yaşamında bu olayı bir dönüm noktası saymak mümkün. Neden ? Çünkü, Mazlum; yakalandığında sahte bir kimlikle yakalanıyor ve gerçek  kimliği ortaya çıkmıyor. Sıradan bir sempatizan / kuriye olarak  başka bir kimlikle tutuklanıyor. Bir sempatizan ve kuriye olarak yargılanması için dosya açılıyor. Kaçırılma girişimi başarısız olunca, Mazlum kimliğini kabul etmek zorunda kalıyor. Bu da tahliyesinin olanaksızlığını kesinleştiriliyor. Bundan sonra Mazlum PKK / MK üyesi olarak yargılanmaya başlanıyor.


Onun kaçırılmasının planlanması ve kaçırılma eylemine katılanlar  ve olayın   “ arka perdesi “ne gelince : Olay tamamen Baki Karerin inisiyatifi ve planlaması ile olmuştur. Bunun altını çizerek belirtmekte yarar var. Lütfen kimsenin aklından şu geçmesin: “Baki PKK`den ayrı düştüğü için olay ona yükleniyor. “  Hayır, kesinlikle böyle bir mantıkla olay ona maledilmiyor.  O zaman da Baki`nin örgütsel kuralları çiğneyen tavırıni eleştirmiştim. Malesef, olayın ve eleştirin bilincine o zaman henüz varamadığı için, Baki Karere bu eleştirim, partiye;  beni koruma adına iletilmemiştir. Eleştiriyi sunduğum Ì. G. arkadaş; bunu bana cezaevinde bizzat kendisi anlattı. “ Senin eleştirilerini , senin başına bir iş gelebilr korkusuyla; bir üst kuruma iletmedim” dedi. Ve ekledi “ eleştirinin anlamını ve örgütsel işleyişte astın üstü eleştirebileceğini bilince çıkaramamıştım.” Bu arkadaş yaşıyor ve aramızda ...


Arkadaş belki de kaygılarından haklı idi. Çünkü, Baki çok kuralcı ve de hastalık derecesinde kuşkucuydu. Bu mizaç ve psikolojisinden ötürü bir çok arkadaşı ajan ilan edebildi ve bazılarını da duyduğum kadarı ile kurşuna dizdirtmişti. Hem de 1978 -1979 yıllarında. Ama o bizim için Hakki`nin kardeşiydi ve büyük bir enternasyonalistti. Onun kuşkucu , kaba disiplini ve paranoyak bir ilkokul müfetişi gibi örgüt ve kadroları denetlenme biçimi bile çoğu arkadaşımızca bir meziyet gibi görüyordu. Kendisinin bize anlattığı parti işleyişini kendisi çignemekte bir sakınca görmüyordu. Baki o dönem, Diyarbakır Bölgesi`nin de içinde yer aldığı eyaletin, eyalet komitesini MK adına yer alıyordu . Yani komitenin sekreteriydi. Dolyaısıyla talimatları ondan alıyorduk ve ona hesap veriyorduk. En üst düzeyde yetkili olarak, Mazlum Doğan`in kaçırılmasını da  bizzat kendisi organize etmişti..


O dönemde, Diyarbakır bölgesinde PKK`nin Geçici Bölge Komitesi vardı. Bu komitede ben de yer alıyordum.Komite sekreteri ise Akif Yılmaz ( Pıro) idi. Bir de bölge komitesine bağlı il ve ilcelerin yerel komiteleri vardı. Tabi ki, örgütlenmemizin olduğu ilçelerde bunlar sözkonusu idi. Diyarbakır ilin de bir yerel komitesi vardi ve sekreter Hıdır Aknalık`tı. (Bu şahıs polis sürecinde tam teslimyetçi bir tavır sergledi ve sonra cezaevinde itrafçı oldu. Ìdam cezası ile yargılandı ama itraflarından kısa bir süre ceza yatıp tahliye oldu. Sanırım hala yaşamda.). Örgütlenmenin biçimi gereği yerel komiteler direkt bölge komitesine bağlı idiler. Ama Baki, bölge sekreterini aşıp direkt Hıdır Akbalık ile, yani yerel komitenin sekreteri ile bu kaçırma eylemini organize ediyor. Bu iş için Siverek`ten adam isteniyor ama sonradan vazgeçiliyor. “Yerelde bu işi yapacak elemanlarımız var “ deniyor. Yani Hıdır ve Baki; bu işi üzerlerine alıyorlar. Bölgenin hiçbir şeyden haberi yok. O zaman yerelde eylem grubu sorumlusu  Ş. Ç. (Yeğen ) dir. Eylem için Akif Yilmaz ile Yeğen görevlendiriliyor. Akif bölge sekreteridir  ama Baki ve yerel sekreter ona görev veriyor. Baki`nin görev vermesi kurallara  uygun. Çünkü  o hiyarerşik olarak üsttür ama Hıdır  yerel sekreter olarak böle komitesine bağlıdır. Sorunun çarpıklığı sadece bu değil ; Akif`in kendi anlatımlarına göre silah bile eline almamış biri. Bölge sekreteridir ama bu tür eylemler için deneyimsizdir. Kendisine önemli bir kisinin cezaevinden kaçırılacağını söyliyorlar. Akif üstüne çok bağlı biriydi. Hele Baki`nin, onun yanında ayrı bir yeri vardı. Kars ve diğer serhat illerinde birlikte çalışmışlar. Akif eyleme katılmayı itirazsız kabul ediyor. Yeğen, yerelin eylemcisi idi ama; 1979`da katıldığı eylemlerin çoğu başarısız oluyor. Bundan Baki`nin de, Hıdır`ında bilgisi var. Üstelik böyle yaşamsal bir eyleme, şöför olarak da yine yeğen adında sıradan bir ilikimiz aydınlatılmadan onlarla birlikte görevlendiriliyor. Baki, burada da kuşkucu yaklaşımları ile “ eylemcilerin” kafasını karıştırıyor. Polisin haber almış olabileceğini, pusu kurmuş olabileceğini v.s. v.s. anlatıyor. Eyleme böyle bir psikoloji ile gidiyorlar. Yolda şöför, bunların ruh halinde tehlikeli bir işe gönderildiğini fark ediyor ve paniğe kapılıyor. Arabayı sürmek istemiyor. Eylemciler, kendi eylem arkadaşları şöförü silah zoru ile “ ikna” ediyorlar. Eylemciler öyle bir ruh haline sokulmuş ki, her araba polis arabası sanılıyor ve her yaya polis veya muhbir olarak görülüyor. Eylem yerine varmadan geri dönüyorlar. Çünkü eylem mahalinde minibüse benzeyen bir araba görüyorlar. Bu nedenle oradan uzaklaşıyorlar. Mazlum`u askerler çöp bidonunu boşaltıklarında fark ediyorlar ve tekrar yakalayıp cezaevine götürüyorlar. 


Bunları bana bizzat Akif Yılmaz anlattı. Eylemde haberim yoktu. Örgütsel çalışmalar için Diyarbakır`in ilçesi Ergani`de idim. Bana bir kuriye aracıliğıyla hemen Diyarbakır merkeze acil gelmem istendi. Ben de hemen Diyarbakır merkeze gittim. Beni Akif  karşıladı. “Ne oldu Piro ? ” diye sordum. Moralı bozuktu. Sana anlatırlar dedi. Başka soru sormadım. Beni Diyarbakır Ofis semtinde bir eve götürdüler. Oraya  Duran Kalkan  geldi. Olayı anlatmadan; bölge komitesini feshedildiğini ve benim bölge temsilcisi olarak atandığımı uzun bir açıklama ile deklere etti, ama; eylemle ilgili bana hiç bilgi vermedi. Burada aktardığım bilgileri  ise bana daha sona Akif anlattı. Akif `i yerel lomitede gençlik sorumlusu olarak atadılar. Yeğen ise bir nevi gözetim altına alındı ve sonra Batman `a gönderildi.


Bir süre sonra, bölgeyi  denetlemek için gelen  Ì . G`ye Akif`e verilen cezanın kaldrılmasını önerdim ve “bu eylemde suç Akif`in degil, yanlış görevlendirme yapandadır” dedim. Ì . G ye o zaman Baki ile ilgili eleştirilerimi sunmuştum ama arkadaş; yıllar sonra bana eleştirilerimi gerekli yerlere iletmediğini söyledi. Nedeni de kaygıları ,  beni “korumak” istemesiymiş.  Beni, koruma kaygılarından samimi olduğuna inanıyorum. Neyse, benim bu olayla ilgim planlama ve eylemsel düzeyde hiçbir  bağım olmadı.Yani eylemin ne planlamasında ve ne de kişi görevlendirmede  bilgilendirildim. Olaydan sadece, eylemin başarısız olmasından sonra uygulanan yaptırım ve değişikliklerden ötürü haberim oldu.. Bu nedenle, olayla ilgili ne bir sorgulamaya tabii tutuldum ve nede bu konuda soruşturma amaçlı kimsenin sorusunaveya sorulaına muhatap oldum. Çünkü olay tamamen benim dışımda başlamış ve sonuçlanmıştı.


Akif yoldaşımız, bu eylemden dolayı hep kendisini suçlu hissetti ve bunun ezikliğini yaşadı. Bana şunu söylemişti bir sohbette: “eğer bana kaçırılacak kişinin Mazlum olduğunu söylenseydi ölümüm pahasına başarmak için elimden geleni yapardım. Kişinin kim olduğunu bilmediğimden tehlikeyi göze almadım. “


Mazlum 21 Mart 1982`de bir Newroz sabahı 35. Koğuş `ta (Hücre / tecrit bölümünde) bilinen tarihsel eylemini gerçekleştirdi. Akif Yılmaz ise, 14 Temmuz 1982 Büyük Ölüm Orucunda ölümsüzleşti. Her ikisinin şahsında tüm devrim ve Newroz şehitleri önünde bir kez daha saygı ile eğiliyorum.

NEWROZ PÌROZ BE !...

mahir_1959@hotmail.com

15 Mart, 2008 / aktuelbakis.com/Gomanweb

  Müzik-Video

Konuk Defteri

İletişim Formu